<?xml version='1.0' encoding='UTF-8'?><?xml-stylesheet href="http://www.blogger.com/styles/atom.css" type="text/css"?><feed xmlns='http://www.w3.org/2005/Atom' xmlns:openSearch='http://a9.com/-/spec/opensearchrss/1.0/' xmlns:georss='http://www.georss.org/georss' xmlns:gd='http://schemas.google.com/g/2005' xmlns:thr='http://purl.org/syndication/thread/1.0'><id>tag:blogger.com,1999:blog-3034857476087769036</id><updated>2011-11-27T18:13:39.896-08:00</updated><title type='text'>KUTÜSCH</title><subtitle type='html'>Kurdisch-Türkisch-Schweizerischer Kulturverein, Breitenrainplatz 27, 3014 Bern, seit 1988</subtitle><link rel='http://schemas.google.com/g/2005#feed' type='application/atom+xml' href='http://kutuesch.blogspot.com/feeds/posts/default'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3034857476087769036/posts/default?max-results=100'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://kutuesch.blogspot.com/'/><link rel='hub' href='http://pubsubhubbub.appspot.com/'/><author><name>* 1.5.2011: 1 Mayis hakkinda (T.Töre, S.Kolusari) / 8.5.2011: Erkekler ve çocuklar annelere kahvalti veriyor / 22.5.2011: Kutüsch kendisini tartisiyor</name><uri>http://www.blogger.com/profile/18284438470507481283</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><generator version='7.00' uri='http://www.blogger.com'>Blogger</generator><openSearch:totalResults>18</openSearch:totalResults><openSearch:startIndex>1</openSearch:startIndex><openSearch:itemsPerPage>100</openSearch:itemsPerPage><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3034857476087769036.post-2665446745844365372</id><published>2011-04-03T09:58:00.000-07:00</published><updated>2011-04-03T10:02:21.230-07:00</updated><title type='text'>Arabistan’da Olanlar: Dünya Sermayesine Çıkar ve Topluma Barbarlık, Sadık KOLUSARI, 3.4.2011</title><content type='html'>Nedir? Neler Oluyor?&lt;br /&gt;Bölge ve olup bitenlerle ilgili olarak burada deyeceklerim sınırlıdır, yetersizdir. Sadece daha fazlasını üretebilmek ve daha sağlıklı tespitlerde bulunabilmek için birkaç temel bilgi niteliğindedir.&lt;br /&gt;Arabistan diyebileceğimiz arap bölgesinde 2007’de 317 milyon insan yaşarken, bu nüfusun 2015 yılında 395 milyonu bulması bekleniyor. Yemenlilerin yüzde 45’i ve mısırlıların yüzde 40’ı ayda 2 dollar altında bir parayla geçiniyorlar. Bölge halkı nüfusunun üçte ikisi 35 yaş altındadır. Cezayir’de gençlerdeki işsizlik oranı yüzde 46’dır. Özellikle gençlik mevcut iktidarların yeni perspektifler açamayacağı inancında ve hoşnutsuzdur. Oysa arap ülkelerinde onlarca yıldır gelişmelerden mahrum varlığını sürdüren rejimler, değişim zorunluluğu ile karşı karşıya gelmiş bulunuyorlar. Fakat serbest seçimler yapmakta bile zorlanan rejimler olduğu gibi devam etmek istiyor ki, bu mümkün değildir. Değişim kaçınılmaz bir hal almıştır. Değişimin niteliğini ise, müdahaleci gücün niteliği belirleyecektir ki, mevcut durumda ileri bir sıçrama mümkün gözükmüyor. Dünya egemeni sermaye devreye girmiş, gelişmelere yön vermektedir. Sistem içi kalmaya mahkum gelişmelerde ise gelişmini tamamlamış kapitalist sistemde bundan böyle “yeni“ hep eskiyi aratacaktır.&lt;br /&gt;Tunus’da Muhammed Buazzi adında yüksek okul mezunu, fakat işsiz bir gencin el arabasıyla sattığı sebzelere zabıtanın el koymasıyla bir gencin17 aralık’da kendisini yakmasının ardından 20 ekim 2010‘de başlayan olaylar Ocak 2011 ortalarında Zeynel Abidin Bin Ali’nin 23 yıllık koltuğundan düşmesine yol açtı. Bin Ali Suudi Arabistan’a yerleşti. Fırtına ay sonunda Mısır’ı da sardı.&lt;br /&gt;Mısır’da gençlik demokratikleşme talebiyle sokaklara dökülüyor. Kısa bir sürede sağcısı solcusu, siyasi partiler ve sendikalar harekete katılıyor. Hareket büyüdükçe büyüyor. Mübarak 82 yaşında 30 yıllık iktidarı 11 şubat’ta bıraktıktan beş hafta sonra 19 mart 2011’de anayasa değişikliği için oylama yapılıyor. Anayasa değişikliği ordu içerisinden oluşturulan bir hukukçu komisyonu tarafından hazırlanıyor. Müslüman Kardeşler anayasa değişikliğinin kabulü için çağrıda bulunuyor. İktidarı elinde tutan ordu altı ay içerisinde parlemento seçimlerini organize edeceğini açıklıyor ve grev yapmayı yasaklıyor.&lt;br /&gt;Libya’ya yapılan „Şafak Yolculuğu“ adı verilen saldırı, Irak’a yapılan saldırıdan farklı gerekçelerle yapıldı. Irak‘a kimyasal silahlara sahip olmak ve batı için tehdit unsuru gösterilerek saldırıldı. Libya’da ne kimyasal silahlar ne de batı için tehdit olma öne sürülmeden, bu ülkedeki iç karışıklıklara/iç savaşa sivil halkı koruma bahanesiyle saldırılmıştır ki bu 1945’te imzalanan Birleşmiş Milletler Anlaşası’nın sorunları barışçıl yöntemlerle çözme anlayısı ile doğrudan çelişiyor. Birleşmiş Milletler Antlaşması’nın 39. Maddesine göre ancak uluslararası bir tehlike halinde saldırı yoluna başvurulabilinir:&lt;br /&gt;«Güvenlik Konseyi, barışın tehdit edildiğini, bozulduğunu ya  da bir saldırı eylemi olduğunu saptar ve uluslararası barış ve güvenliğin korunması ya da yeniden kurulması için tavsiyelerde bulunur veya 41 ve 42. Maddeler uyarınca hangi önlemler alınacağını kararlaştırır». &lt;br /&gt;Peki Libya’nın uluslararası bir tehdit olduğu, başka ülkeleri hele hele batı ülkeleri için bir tehdit teşkil ettiği nasıl gerekçelendirilebilinir ki?&lt;br /&gt;Anlaşmanın 33. Maddesini olduğu gibi buraya aktarmakta yarar görüyorum: &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;«1. Süregitmesi uluslararası barış  ve  güvenliğin korunmasını  tehlikeye düşürebilecek nitelikte bir uyuşmazlığa taraf olanlar, her şeyden önce görüşme, soruşturma, arabuluculuk, uzlaşma,  hakemlik  ve  yargısal çözüm yolları  ile, bölgesel kuruluş  ya  da  anlaşmalara başvurarak  veya  kendi seçecekleri başka yollarla buna çözüm aramalıdırlar.  2. Güvenlik Konseyi, gerekli gördüğünde, tarafları aralarındaki uyuşmazlığı bu gibi yollarla çözmeye çağırır».&lt;br /&gt;Kendi anlaşmalarını kendileri açıkça ihmal etmelerindendir ki, ahtabotun beyni ABD bir adım geride durarak, Fransa ve İngiltere’nin belirleyici etkinliğinde kollarını bir adım öne çıkarmıştır.&lt;br /&gt;Suriye, Türkiye ile sınır güney komşusudur. Hafız Esad eski bir ordu komutanıydı. 30 yıl Cumhurbaşkanlığı yaptı. Ölümü dolayısıyla 2000 yılında koltuğu devralan oğlu Beşar Esad ta o zaman siyasi reformlar vaadettiyse de, Suriye halen 1963’te Baas Partisi’nin yaptığı darbe sonrası olağanüstü hal yasaları ile yönetiliyor. Sünni çoğunluğa rağmen, şii azınlıktan birinin diktatörlüğü altındaki 19 milyon nüfussa sahip Suriye’de 2 Milyon üzerinde kürt nüfus yaşamaktadır. Buradaki kürler üç gruba ayrılmaktadır: Vatandaş olanlar, Suriyeli olmakla birlikte devletin verdiği kimlik kartında ‚‘Ecnebi‘ yani yabancı yazılı olanlar ve ‚‘mektum‘ yani kaydı yok olanlar yani kimliksizler. &lt;br /&gt;Suriye Kürt Birliği Partisi Genel Başkanı Fuat Aliko`ya göre, Suriye`deki kürtlerin 1 milyon 700 bini vatandaş. Geriye kalan yaklaşık 400 bin Kürt`tün 250 bini `Ecnebi`, 150 bini ise `Mektum` yani kimliksiz. Türkiye başbakanı Tayyip Erdoğan „kardeşim“ dediği Beşar Esad’da hızla reformlar yapmasını önerirken ve ANF'nin haberine göre PKK lideri Abdullah Öcalan son görüşmesinde avukatlarına „Suriye kürtlere karşı düşmanlık yapmaz herhalde“ derken Suriye’deki toz duman gittikçe büyüyor.  Basında yer alan son haberlere göre Suriye Kürt Yekiti Partisi, Beşar Esad karşıtı gösterilere katılma kararı aldıklarını açıkladı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Arabistan-Türkiye Karşılaştırması&lt;br /&gt;Son olarak Arap ülkelerinde olup bitenler ile Türkiye’de olup bitenleri karşılaştıracak olursak aynı veye farklı yönler bulmak mümkündür:&lt;br /&gt;1. Arap ülkelerinde 30-40 yıllık koltuklarda oturan diktatörler hedef alınırken, Türkiye’de ordu ve polis teşkilatı içerisindeki Ergenekon benzeri bazı örgütlenmeler öne çıkarılıyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;2. Arap ülkelerinde halk hareketleriyle kırıp dökme ve eski pradigma yerine bir yenisi geçirilirken, Türkiye’de Adalet ve Kalkınma Partisi hükümetiyle yol alınmaktadır. Fakat her ikisindede alınan yol ileriye değil geriye işaret etmektedir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;3. Hem arap ülkelerinde hem de Türkiye’de „yeni anayasa“ tartışmaları insanları oyalamada ve yönlendirmede,  umutları önce büyütmede sonrada o umutları eşekten düşmüş karpuza çevirmede oldukça öne çıkartılmış durumdadır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;4. Gerek arap ülkelerinde gerek Türkiye’de bir gericilik darbelenirken, yeni bir gericilik hortlatılıyor. Ayrılma, parçalanma, rekabet, gruplar/halklar/inançlar arası çatışma ve boğazlaşmalar, sözün özü barbarlık bir üst boyutta üretiliyor. Özellikle sünni-şii çatışması alevlen(diril)mektedir ki Türkiye tamamıyla ve uzun süre dalganın dışında kalamayacaktır. Daha şimdiden kürtler, daha sonraları ise aleviler bu dalgayı “fırsat“ bularak toparlan(dırıl)ıp yeni bir boyutta harekete geç(iril)eceklerdir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;5. Hem Türkiye’de hem de arap ülkelerinde sahnedeki bütün güçler gericidir; iktidar gericidir muhalefet gericidir. Dünyanın şurasında burasında şekillenmekte olan antikapitalist dünya hareketi yönelimler cılız da olsa rastlanmaktadır veya varsa da seslerini duyaramamaktadır.&lt;br /&gt;Çıkarılacak bazı sonuçlar&lt;br /&gt;Birincisi, Kaddafi resimlerini yıllarca gazete ve dergilerinde basanlar, onu öven 20. Yüzyıl solcularının tutarsızlıkları ve yetmezlikleri burada bir kez daha su yüzüne çıkmış bulunuyor. Bu solun artık kendisini yenileyameyeceği ve değişimin kendisini dayattığı yerlerde mevcut sistem yerine yeni bir sistem stratejisine sahip olmadığı ve olamayacağı her yeni gelişmede tekrar tekrar ortaya çıkmaktadır.&lt;br /&gt;İkincisi, Arap ülkelerinde olup bitenler, bir (devam edemez duruma düşen) gericiliğe  karşı onun yerine geçirilecek olan yeni bir gericilik girişimidir. Hareketin karşıtı liderler/diktatörler gericidir, bu bekleye bekleye paslanmış pradigmalara karşı gelen hareket önderleri gericidir, Libya’da olduğu gibi isyancıları veya Bahreyn’de olduğu gibi mevcut hükümedi destekleyen batılı güç gericidir. İki ucu boklu değnek misali sistem güçlerinin hepsi kirli, hepsi gericidir. Tıpkı Türkiye’de olduğu gibi: Ordu, AK Parti hükümeti, CHP, MHP, ister orduya ister hükümete olsun mevcut her muhalif güç de gericidir. &lt;br /&gt;Mısır’da 1952’de Abdül Nasır’ın iktadarı ele alması, Tunus’ta 1962’de bağımsızlığın elde edilmesi ve 1965’da „Tunus Sosyalizmi“ adı altındaki gelişmelerin başlaması, Irak’ta ve Suriye’de kendilerini sosyalist olarak tanımlayan Baas Partilerinin 1968 ve 1970’de iktidara el koymaları, Libya’da bir grup subayın kralı devirip Abdül Nasır taklitçisi olan ve 1969’da iktidara gelen Muammer Kaddafi başkanlığında cumhuriyeti ilan etmeleri, vs. vs. göz önünde tutulduğunda bölgenin niteliği konusunda bir fikir sahibi olunabilir. &lt;br /&gt;Buradan hareketle üçüncüsü, Sovyetler Birliği ve müttefiklerinde „devlet sosyaliszmi“nin yıkılması, kapitalizmin bir modelinin tıkanması/bitmesi ve diğer yani batılı kapitalist modele katılması demekti. Çoğu zaman kapitalizmin başarısı olarak da değerlendirilen bu olay, oysa kapitalizmin dökülmeya başlamasıydı. Buradan hareketle ve bununla bağlantılı olarak, bugün arap ülkelerinde olup bitenler bir taraftan „devlet kapitalizmi“ modelinin nüfuzu altındaki kalıntıların ortadan kalkması diğer taraftan kapitalizmin dökülmeye devam etmesi olarak da değerlendirilmelidir. &lt;br /&gt;Dördüncüsü, din, mezhep ve milliyet çatışmaları tam bir barbarlığa dönüşme yolunda Büyük Ortadoğu Projesi’nin yeni bir aşaması olarak yeniden ve yeniden canlan(dırılıl)ırken, bölgedeki çatışmalar ve dönüşümler dünya sermayesine bir taraftan yeni askeri malzeme satma diğer taraftan yeni ekonomik yatırım yapma imkânları sunmaktadır ki, zaten batı, olup bitenleri yönlendirmeyi, birincisi askeri ve ekonomik çıkarlarına ikincisi mevcut sisteme yönelmelerini engelleme perspektiflerine dayandırmaktadır.&lt;br /&gt;Sonuncu ve beşinci olarak bundan böyle şu veya bu ülkede, tek tek ülkelerde veya bölgesel çapta „demokrasi“ mücadelelerinin başarıya ulaşma şansları yoktur. Karşılarında bir dünya egemeni güç duruyor. Bu dünya gücüne karşı ancak ayrışma yerine bütünleşme yönelimli, radikal antikapitalist bir dünya hareketi bir varlık gösterebilir. Dünya sermayesinin dünya çapındaki egemenliği ve organizesi karşısında radikal antikapitalist bir dünya hareketi baş göstermeden olup biten gelişmeler bir çürümüşlükten diğer bir çürümüşlüğe, bir barbarlıktan başka bir barbarlığa yol açmaktan başka, yani negatif olup bitenlerden başka bir sonuç doğurmayacaktır. Bir ileri iki geri adım atarak, sistem içi mevcut gidişatın en iyimser yorumunu yapmış olursunuz.&lt;br /&gt;Zaman sistem içi olup bitenlerden yol ayrımı zamanıdır; sağı ve soluyla diğer yönelimlerin veya söylemlerin özgürlük mücadelesinde hiç bir olumlu değeri yoktur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;© Sadık Kolusarı’nın 3 Nisan 2011 günü Kürt-Türk-İsviçreliler Kürltür Derneği’de Bern’de yaptığı bilgilendirme metnidir.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3034857476087769036-2665446745844365372?l=kutuesch.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3034857476087769036/posts/default/2665446745844365372'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3034857476087769036/posts/default/2665446745844365372'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://kutuesch.blogspot.com/2011/04/arabistanda-olanlar-dunya-sermayesine.html' title='Arabistan’da Olanlar: Dünya Sermayesine Çıkar ve Topluma Barbarlık, Sadık KOLUSARI, 3.4.2011'/><author><name>* 1.5.2011: 1 Mayis hakkinda (T.Töre, S.Kolusari) / 8.5.2011: Erkekler ve çocuklar annelere kahvalti veriyor / 22.5.2011: Kutüsch kendisini tartisiyor</name><uri>http://www.blogger.com/profile/18284438470507481283</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3034857476087769036.post-7465279195705193941</id><published>2010-04-04T12:03:00.000-07:00</published><updated>2010-03-03T12:01:01.729-08:00</updated><title type='text'>Informationsveranstaltung mit Robert Kurz</title><content type='html'>&lt;div align="center"&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-size:0;"&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;span style="font-size:180%;"&gt;Informationsveranstaltung&lt;br /&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;mit&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;Robert KURZ&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;Autor des Buches „Das Weltkapital“ und „Schwarzbuch Kapitalismus“&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;p align="center"&gt;&lt;img style="TEXT-ALIGN: center; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 228px; DISPLAY: block; HEIGHT: 320px; CURSOR: hand" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5440420570822535554" border="0" alt="" src="http://4.bp.blogspot.com/_0994PgsT3i0/S4BBr0Ca6YI/AAAAAAAAACE/zT62fsLa95c/s320/robert_kurz.jpg" /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;Diskussion und Fragen&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/p&gt;&lt;p align="center"&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;über die kapitalistische Systemkrise und die zukünftigen Perspektiven&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Wann?&lt;/strong&gt; Sonntag, 04. April 2010, 15.00 Uhr&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Wo?&lt;/strong&gt; Im Kurdisch-Türkisch-Schweizerischen Kulturverein (KUTÜSCH), c/o Breitsch-Träff, Breitenrainplatz 27, 3013 Bern&lt;br /&gt;&lt;/p&gt;&lt;p align="center"&gt;Alle Interessierten sind herzlich eingeladen.&lt;br /&gt;&lt;/p&gt;&lt;p align="left"&gt;Kontaktperson: Sadik Kolusari, 079 / 611 23 42 / &lt;a href="mailto:s.kolusari@bluewin.ch"&gt;s.kolusari@bluewin.ch&lt;/a&gt; &lt;/p&gt;&lt;p align="left"&gt;Über Robert Kurz: &lt;a href="http://de.wikipedia.org/wiki/Robert_Kurz"&gt;http://de.wikipedia.org/wiki/Robert_Kurz&lt;/a&gt; &lt;/p&gt;&lt;p&gt;Einige Veröffentlichungen von Robert Kurz:&lt;/p&gt;&lt;p&gt;1994: Der Kollaps der Modernisierung. Vom Zusammenbruch des Kasernensozialismus zur Krise der Weltökonomie&lt;/p&gt;&lt;p&gt;1999: Schwarzbuch Kapitalismus. Ein Abgesang auf die Marktwirtschaft&lt;/p&gt;&lt;p&gt;2005: Das Weltkapital. Globalisierung und innere Schranken des modernen warenproduzierenden Systems&lt;/p&gt;&lt;p&gt;2010: Tote Arbeit. Die Substanz des Kapitals und die Krisentheorie von Karl Marx (in Vorbereitung)&lt;/p&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3034857476087769036-7465279195705193941?l=kutuesch.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3034857476087769036/posts/default/7465279195705193941'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3034857476087769036/posts/default/7465279195705193941'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://kutuesch.blogspot.com/2010/02/informationsveranstaltung-mit-robert.html' title='Informationsveranstaltung mit Robert Kurz'/><author><name>* 1.5.2011: 1 Mayis hakkinda (T.Töre, S.Kolusari) / 8.5.2011: Erkekler ve çocuklar annelere kahvalti veriyor / 22.5.2011: Kutüsch kendisini tartisiyor</name><uri>http://www.blogger.com/profile/18284438470507481283</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/_0994PgsT3i0/S4BBr0Ca6YI/AAAAAAAAACE/zT62fsLa95c/s72-c/robert_kurz.jpg' height='72' width='72'/></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3034857476087769036.post-5236097019054097569</id><published>2009-09-24T07:54:00.000-07:00</published><updated>2009-09-24T07:58:06.068-07:00</updated><title type='text'>Özgürlük, Barış: Nasıl? Ne Zaman?, PANEL, 20.09.2009</title><content type='html'>1.    Toplumda insanların kültürel geriliği veya ileri birikimi ile bu insanların biribirleriyle barbari veya insani ilişkiler içerisinde bulunmaları toplumsal duraksamaların, patinajların, belli bir süreliğine de olsa hatta gerilemelerin veya insani gelişmelerin anasıdır. Sistemlerini devam ettirebilme sorunuyla karşı karşıya gelmiş bulunan sistem sahiplerinin, toplumun bakış açısıyla, anlayışlarıyla, dini veya ulusal sorunlarıyla ve insanların biribiriyle ne biçim ilişkilerde bulunmalarıyla yakından ilgilenmeleri bu yüzdendir. Çünkü insanların biribiryle bugünkü dostane veya hısımhane, barışçıl veya kavgacı bir duruşları mevcut sistemin kaderi ile yarının/geleceğin durumunu da belirler.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;2.    Marks’ın „bir toplumda egemen düşünce, o toplumun egemenlerinin düşüncesidir” sözünü hatırlamak gerekiyor. Bunun böyle olması yani toplumun egemenlerin düşüncesini taşıması, toplumsal çıkarlar yerine egemenlerin çıkarlarının yürümesi için egemenlerin özel çalışmaları ve projeleri var. Günümüzde başta ABD’de olmak üzere, burjuva akademisyenleri şu veya bu coğrafyadaki toplumu ve genel olarak dünya toplumunu nasıl düşünmeye yöneltebilmek için harıl harıl çalışmalar yapıyor; gerekli adımların ve gidişatın nasıl olması gerektiğini tespit edip kısa, orta ve uzun vadeli olarak pratiğe geçiriyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;3.    Dünya egemenlerinin, günümüzde, Anadolu ve Mezopotamya topraklarında yaşayan insanların, özellikle de bir burjuva sistemindeki normal özgürlüklere susamış kürtlerin durumuyla ilgilendikleri aşikardır. Onların kararları ve türk hükümetinin yönlendirme ve uygulamalarıyla, ne yazık ki, toplum dini ve milli kimliklere dayalı olarak „kendine“ geliyor/getiriliyor. Bu kendine gelmede tamamen „egemenlerin düşüncesi“ egemendir, hakimdir, belirleyicidir. Toplumun ne ilerici devrimci geçinenin ne aydınların ne de şu veya bu kesimin, egemenlerin düşüncesi dışında bir eğilimi veya stratejisi yoktur, gözükmüyor. Oysa egemenlerin stratejisinde ve yönlendirdiği gelişmelerde gelecek yok; sadece geleneksel, gerici anlayışlar etrafında bazen uyuşma, bazen vuruşma ile öbür dünya, ahiret ikilemi var.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;4.    Özgür düşünebilen insan, egemenlerin düşünce ve projelerine tutsak olmayan insandır. Coğrafyamızda ve dünyamızda özgürlük ve barış çabaları, egemenlerin düşüncesi dahilinde veya etrafında değil, ancak ona karşıt bir karekter kazandığı, insanların geleneksel değerler ve öbür dünya ikileminden çıkmasını, özgür üretim, özgür tüketim ilişkileri içerisinde özgür insanlar yaşamını hedeflediği zaman gerçekten özgürlüğe ve barışa hizmet edecektir. Ancak gerçekten o zaman esaret ve kan yerine, özgürlük ve barışın kokusu burnumuza gelecektir, topluma sinmeye başlayacaktır. İnsanlar dini gericilik, milliyetçilik gibi geleneksel, gerici değerlerden sıyrılıp insani değerlerle buluşmaya başlayacaktır. Özgürlük ve barış sorununa böyle yaklaşmak gerekiyor. Her birey kendi kendisiyle bu yönlü hesaplaşma ve kendisini yenileme sorumluluğuyla karşı karşıyadır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sadık KOLUSARI&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;© Kürt-Türk-İsviçreliler Kültür Derneği (KUTÜSCH) Bern Paneli: Özgürlük Barış: Nasıl, Ne Zaman?&lt;br /&gt;20 eylül 2009&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;---------------------------------------------------------------&lt;br /&gt;Kısaca diğer panelistlerin dedikleri:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Mukaddes&lt;/strong&gt;: İsviçre’de yaşadığımız için ben buracaki barışık bir arada yaşamak için bir kaç cümle söylemek isteyeceğim. Herkesin bu konuda zorlukları var. Bence herkes kendisini, bu zorlukları aşmak için kendisini zorlaması gerekiyor. Ne yapmalı: Bir kere kendimizi ifade edebilmek için dil öğrenmeliyiz, meslek edinme çabasına girmeliyiz. Ekonomik özgürlüğü elde etme hedefimiz olmalı. Çocuklarımızın yanında başka kültürleri karamamalı, önyargılı davranmamalıyız.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Ahmet&lt;/strong&gt;: Ben kürtlerin barış talebi üzerinde durmak istiyorum, zaten beklentiler de bu yönde. 1939’da Almanya’nın Polonya’ya girmesiyle barış özellikle dünya kamuoyunun gündemine gird. Barış, din, dil, ırk farkı gözetmeksizin birlikte yaşam ilkesidir. Kürtler olarak ne osmanlıyla ne de Türkiye’yle barış içinde yaşayamadık. Sol, sağ ile çatışırken, sağdan baskı görürken, kürtler askerden baskı gördü, askerle barışık yaşayamadı. Otuz yıldan beri süren bir savaş var. Buna rağmen kürt ve türk haklarını birbiriyle çatıştıramadılar.&lt;br /&gt;Barış niçin yapılır? Önce şunu belirteyim, bence kürt halkı içerisinde bir de PKK Halkı vardır. PKK Halkı terimi bence doğrudur. Savaş veya açılım tamamen PKK Halkı ile olacaktır. Barış bu halkın elde etmek istediği talepler üzerindeki müzakere olayıdır. Taleplerimizin bir kısmını elde etmek için herkesle, şeytanla bile anlaşmaya hazırız. Barış taraflarından biri PKK Halkı’dır, diğeri dünya konjöktürü ve türk devletidir; fakat türk halkı değildir. Barışın esas muhatapları bedel ödeyenlerdir, siyasallaşmış PKK Halkı’dır. Gerillayı dağdan indirebilecek olan PKK Konseyi ve Abdullah Öcalan’dır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şunu da belirtmek istiyorum: PKK’nin yenilgisinden yeni bir sınıf hareketi doğmaz. Türk solunun bunu bilmesi gerekiyor. Süleyman Demirel’in dediği doğrudur: „Bu son kürt isyanıdır“.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Hürü&lt;/strong&gt;: Barış, çatışma sürtüşme sonucunda taleplerin yerine getirilmesine dayalı bir anlaşmadır. Barışın kalıcılaşması için samimi olmak, kendisi olmak gerekiyor. Ancak PKK Halkı ile gerçek bir barışın olacağına inanmıyorum. Ödenen bedellere denk karşılığın alınabilmesi için, PKK’nin ne kadar parmak bastığı bir soru işareti olarak durmaktadır. Barışın olabilmesi için sebep ve sonuç ilişkisi sorgulanmalı, istemlerde samimi olmalı ve sağlıklı mücadele verilmelidir. Sözlerimi Tarık Akan’ın üç çocuğunun isimleriyle tamamlamak istiyorum: Barış, Özgür, Yaşar&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;----------------------------------------&lt;br /&gt;Kisaca dinleyicilerin tepkileri:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Teslim:&lt;/strong&gt; Dünya egemenlerinin ne yaptığına, insaları nereye götürdüklerine bakmamız gerekiyor. Biz antikapitalist, antiepmperyalist gibi antilerle bir yere varamadık, fakat egemenler yönetmeye ve yönlendirmeye devam ettiler. Kapitalizm kanla doğdu, kendisini kanla idame etti. Serbest rekabetçi aşamada savaş yaptı, tekelci aşamada savaş yaptı; fakat globalizm aşamasına gelince Bush dönemindeki her tarafı tehdit eden politikalarını terk etmeye ve barış politikasına yöneldi. Bush’un savaş projeleri bir bir kaldırıldı. Kapitalizmin ne yapmak istedigini anlamaya çalışıyorum. Obama’dan bu yana yeni gelişmeler var. Obama’yı destekleyen tekeller baskın gelirse, silah tekelleri zayıflamaya devam edecektir. Tekeller barış yayıyor, biz de bundan yararlanacağız. İstemeyan olsa da Kürt Sorunu çözülecektir, barış olacaktır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Mehmet&lt;/strong&gt;: Türkiye’de barış emperyalistlerin istediği oranda olacaktır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Ertan:&lt;/strong&gt; ABD’nin masada bir yeri var. Fakat PKK’nin de bir yeri var. Olup bitenlerin bir senaryo olduğuna inanmıyorum. Yedi yılını dolduran AKP hükümeti farklı şeyler yapıyor. Olup bitenler sadece ABD, Türkiye isteğine bağlı değildir; PKK mücadelesi belirleyicidir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Hasan:&lt;/strong&gt; Babamın tespitlerini dikkate almak lazım. Bu güne kadar egemenlerin çıkarları savaş gerektiriyordu; şimdi onlara barış lazım. Olup bitenler sisemin başarılarıdır, kendimize pay çıkarmayalım.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3034857476087769036-5236097019054097569?l=kutuesch.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3034857476087769036/posts/default/5236097019054097569'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3034857476087769036/posts/default/5236097019054097569'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://kutuesch.blogspot.com/2009/09/ozgurluk-bars-nasl-ne-zaman-panel.html' title='Özgürlük, Barış: Nasıl? Ne Zaman?, PANEL, 20.09.2009'/><author><name>* 1.5.2011: 1 Mayis hakkinda (T.Töre, S.Kolusari) / 8.5.2011: Erkekler ve çocuklar annelere kahvalti veriyor / 22.5.2011: Kutüsch kendisini tartisiyor</name><uri>http://www.blogger.com/profile/18284438470507481283</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3034857476087769036.post-8399643105769522622</id><published>2009-05-06T04:49:00.000-07:00</published><updated>2009-05-06T04:51:33.633-07:00</updated><title type='text'>Emegin Kurtulusu mu, Isten Kurtulus mu?, 03.05.2009</title><content type='html'>Ücretli iş de dahil olmak üzere çalışma elbette toplumsal gelişmelerde önemli bir rol oynamıştır. Ancak sınıflı toplumlarda iş insan unsurunun, bireyin açılımı önünde pranga funksiyonu görmüştür. Sınıfsız ve sömürüsüz bir topluma geçiş aşamasında bugün işe yaklaşım üzerine:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1.    Sınıflı toplumsal yaşam koşullarının insana empoze ettiği insanın iş için yaratıldığı, insanın işsiz yaşayamayacağı anlayışını kıramadık. Ücretli iş ile serbest meşguliyeti/uğraşıyı biribirinden ayırt edemeyerek, zorunluluk ile gönüllülük arasındaki farkı açığa çıkaramayacak kadar zavallılıktan kurtulamadık henüz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;2.    Çalışmak için çalışmak, yaptığı işin mahiyetini anlamadan ücret için çalışmaktan yüz bükmedik. Geçinebilmek için zorunlu olarak çalışmaya tapar duruma geldik. Keni çıkarlarımıza uygun kendi irademizi oluşturamadık, işalan olarak işverenin çıkarlarını temsil eden işveren iradesine bağlandık. İşalan olarak, işverene sadece ekonomik değil, fikirsel olarak da tabi olduk. Kendimiz olamadık henüz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;3.    Sadece üretmek için üreten bir çalışma tarzıyla, üreten olarak ürettimden yabancılaştık. Ne ürettiğimiz, ürettiğimizin nereye gittiği, örneğin ürettiğimiz silahların bombaların insanların başında patlattıldığı bile bizi ilgilendirmedi. İster proleter densin ister işçi, dostluk-kardeşlik-dayanışmanın lafını ettik, ama bunlarla tanışmadık. Ne için, neden ürettiğimizin farkına varamadık. Sadece çalışıp maaşımızı aldık. Salladık kıçımızı başımızı, aldık maaşımızı. Dinledik sahibimizi, aldık yemimizi. Hayvani olduk. İnsanileşemedik, insani değerleri içselleştiremedik henüz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;4.    Hayvani insan olarak ücret karşılığı yapmayacağımız kalmadı: sağlığımızı hiçe saydık. Kas gücümüzü, beyin gücümüzü sattık. Gerektiğinde soyunduk çırılçıplak, oynadık köçek gibi. Bedenimizi sattık, çocuğumuzu sattık. Bunlar yetmeyince başkasını pazarlayanlara, insan ticareti yapanlara alet olduk, el-ayak olduk. İnsana ve doğaya saygıyı öğrenemedik henüz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;5.    Solculuğumuz, gerici iş/emek anlayışından kopamadı. Eşekçesine çalışmayı marifet sayan işverenin işalanından özgürlükçü bir misyon bekledik. Sosyal Demokrat olduk, komünist-bolşevik olduk, fakat Paul Lafargue, Max Adler gibi yüz akları istisnalarımız hariç, bizi köleleştiren ilişkilerin, bir yüzü sermaye olan madalyonun diğer yüzünü, barbarlığa hizmette kusur bırakmayan kapitalist işleyişin önemli bir bileşeni için „emek en büyük değerdir“ belirlemesini aşamadık henüz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;6.    Neyse ki, biz ondan vazgeçmeye daha hazır değilken, iş bizden vazgeçti. Ücretli iş/emek gelip çıkmaza girdi, sonuna dayandı. Ücretli işe/emeğe tapanlar da ideolojik ve örgütsel olarak bitti. Biz halen “herkese iş“ derken, iş elveda etti ve başınızın çaresine bakın dedi; biz komünist parti örgütlenmesi dahil olmak üzere hiyarerşik yapılardan halen kendimizi koparamazken evrensel boyutlu yeni belirleyici olmaya başlıyor artık.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;7.    Serflik toprağa/tarıma dayalı uygarlığı geliştirdiyse, ücretli emek de teknolojiyi muazzam geliştirdi. Őylesine geliştirdi ki, yeni bir uygarlık için yol açtı. Dünya çapındaki ani iletişim imkanı (internet) ve software, bireysel açılım-gelişim ile kendi kendine örgütlenme gelecek yaşamın temellerini gösteriyor. Nasıl ki feodalizmin bağrından kapitalist üretim ilişkileri önce nüve olarak ortaya çıkmış ve daha sonra belirleyici hale geldiyse, kapitalizmin bağrından uç veren yeninin nüveleri bize yeninin müjdesini veriyor artık.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;8.    1970’li yıllardan itibaren başgösteren Üçüncü Teknolojik Devrim veya başka bir söylemle Mikroteknolojik Devrim ile objektif gelişmelerin sonucu olarak makinenin bir bileşini olmaktan çıkarılan insan unsuru kendi başının çaresine bakmak zorunda kalıyor. Toprağı işledikten, teknolojiyi geliştirdikten sonra teknolojinin nimmetlerinden koparak kendisiyle buluşmaya ve kendini geliştirmeye mecbur bırakılıyor. Toprak ve teknolojiden sonra sıra insanın gelişimine, açılımına geliyor artık.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;9.     “Herkese iş“ yerine “herkesten yeteneğine göre, herkese ihtiyacına göre“ şiarını yükseltmenin ve herkesin istediği alanda uğraşması ve herşeye kavuşması ortamını yaratmanın, kapitalist ilişkilerden sonra özgür ilişkiler içerisindeki özgür insan dönemi başladı/başlıyor artık.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;10. Toplumsal kurtuluş, emeğin kurtuluşuyla değil, ücretli emekten özgürleşmek ile mümkündür, demenin gereklerini yerine getirecek toplumsal özne olarak toplumun kendisinin, kimseye vekalet vermeden ve bu sefer ekmeğini kimseye kaptırmadan devreye girerek insani değerleri belirleyici kılmasının objektif koşulları oluşmuş bulunmaktadır. Barbari bir araya izin verilmeden, insaniyet öncesi tarihin geride bırakılarak insani tarihin başla(tıl)ması gerekiyor artık.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3034857476087769036-8399643105769522622?l=kutuesch.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3034857476087769036/posts/default/8399643105769522622'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3034857476087769036/posts/default/8399643105769522622'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://kutuesch.blogspot.com/2009/05/emegin-kurtulusu-mu-isten-kurtulus-mu.html' title='Emegin Kurtulusu mu, Isten Kurtulus mu?, 03.05.2009'/><author><name>* 1.5.2011: 1 Mayis hakkinda (T.Töre, S.Kolusari) / 8.5.2011: Erkekler ve çocuklar annelere kahvalti veriyor / 22.5.2011: Kutüsch kendisini tartisiyor</name><uri>http://www.blogger.com/profile/18284438470507481283</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3034857476087769036.post-1166841141422465669</id><published>2009-03-09T02:32:00.000-07:00</published><updated>2009-03-09T02:33:14.903-07:00</updated><title type='text'>Düsünsel Üretim Sitesi</title><content type='html'>zum Lesen/okumak icin: &lt;a href="http://www.dusunseluretim.com/"&gt;http://www.dusunseluretim.com/&lt;/a&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3034857476087769036-1166841141422465669?l=kutuesch.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3034857476087769036/posts/default/1166841141422465669'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3034857476087769036/posts/default/1166841141422465669'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://kutuesch.blogspot.com/2009/03/dusunsel-uretim-sitesi.html' title='Düsünsel Üretim Sitesi'/><author><name>* 1.5.2011: 1 Mayis hakkinda (T.Töre, S.Kolusari) / 8.5.2011: Erkekler ve çocuklar annelere kahvalti veriyor / 22.5.2011: Kutüsch kendisini tartisiyor</name><uri>http://www.blogger.com/profile/18284438470507481283</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3034857476087769036.post-7423891186402557593</id><published>2009-03-09T02:21:00.000-07:00</published><updated>2009-03-09T13:47:21.036-07:00</updated><title type='text'>Auszug aus dem Arbeitsbericht des Vereinsvorstandes für die 17. Vollversammlung des Vereins (22. Februar 2009)</title><content type='html'>Der Kurdische-Türkische-Schweizerische Kulturverein KUTÜSCH ist ein Ort, wo die Menschen aus dem Kanton Bern, die keinen nationalistischen und religiösen Extremorientierung haben, sich zusammentreffen um austauschen, diskutieren, lernen und lehren sowie ihre soziale Aktivitäten selbständig durchsetzen. Kurze Darstellung unsere Tätigkeiten im Jahr 2008:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;SELBSTARBEIT / SELBSTÄNDIGKEIT&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;Als Alternative von oben haben wir eine Arbeitsstill von unten vorgenommen. Als Vereinsvorstand haben wir uns bewusst zurückgezogen, unsere Menschen für eine Selbsttätigkeit, Selbständigkeit motiviert. Das ist eine Art und Weise, die für uns unerlässlich ist. Die Tätigkeiten wie Musikgruppe, Kindertanz und Theater sind von unten zustande gekommen, ohne Begleitung des Vorstands.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;KUTÜSCHS-UMWELT&lt;br /&gt;&lt;/strong&gt;Weder der Nationalismus noch die ethnische Vorstellungen wurden in unseren Tätigkeiten beachtet. Der Mensch liegt im Mittelpunkt. KUTÜSCH ist ein Ort, wo die Menschen monatelang, sogar Jahrelang zusammengetroffen und ein gemeinsames Zusammenleben geschafft haben, ohne Bedürfnis zu wissen, wer Kurde oder Turke, Sunite oder Alevite sei. KUTUSCHS-UMWELT ist eine Ort, wo alle Besucher ihre Ruhe haben, ihre Leistungsbeiträge leisten und sich ausdrücken können. Es ist ein Erfolg von unseren Menschen, die seit der Gründung des Vereinsjahres 1988 etwas beigetragen haben.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;BEWUSSTSEIN&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;Über die wichtigen Entwicklungen auf unseren Herkunftsorten, Anatolien und Mesopotamien, und unserem Aufnahmeort die Schweiz sowie auf der ganzen Erde haben wir wichtige Informationsveranstaltungen organisiert. Alle, die hier kommen, haben sicher davon profitiert. Hier sind einige Beispiele von Informationsveranstaltungen, die im Jahr 2008 stattgefunden sind: Der Weltfrauentag, das Newroz-Fest, die letzte Entwicklungen in der Türkei und die kurdische Frage, eine Bewegung für eine klassenlose Gesellschaft, die Gedanken gegen den Krieg, 12. September als dunkle Wolke, Frauen reden über ihre Probleme, Männer reden über ihre Probleme, Austausch über Ergenakon-Organisation, Technologische Revolutionen, der Krise des Kapitalismus und der Linke, usw.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Durch unsere Austauschveranstaltungen versuchen wir die zukünftige Perspektive für uns aufbauen und unseres Bewusstsein zu entwickeln. Unser Ziel ist die Vergangenheit zu verstehen, sich davon zugunsten der Zukunft ablösen.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;INTEGRATION/SOZIALISIERUNG&lt;br /&gt;&lt;/strong&gt;Durch unseres Jugendfest, Picknik und unsere amüsierende Unterhaltungen haben wir unsere Bedürfnisse für Gemeinsamkeit beachtet. Unsere Musikgruppe, Kindertanzgruppe und Theater sind wichtige gemeinsame Produkte für unsere Integration und Sozialisierung.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;KINDER&lt;br /&gt;&lt;/strong&gt;Die stattgefundene Kinderbühne und Kindertanzgruppe sind unsere Aktivitäten, dadurch wir für unsere Kinder etwas leisten. Wir unterstützen unsere Kinder bei ihren Wünsche und Ziele.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;GEGEN RASSISMUS UND ABBAU DER SOZIALEN&lt;br /&gt;&lt;/strong&gt;Wir leisten eine Zusammenarbeit mit den fortschriftlichen Kräften der schweizerischen Gesellschaft. KUTÜSCH unterstützt die Initiative für das Stimm- und Wahlrecht für Auländerinnen und Ausländer. Bei den Unterschriften sammeln, haben wir mitgemacht und die Initiative mit Fr. 300.- unterstützt.&lt;br /&gt;Gegen den Rassismus und Abbau der sozialen Rechte haben wir bei mehreren Aktivitäten schriftlich und praktisch beteiligt.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;FÜR DIE MIGRANTINNEN UND MIGRANTEN SOWIE ASYLBEWERBER&lt;br /&gt;&lt;/strong&gt;Als Verein mit einer schweizerischen Gruppe haben wir gegen die Ausschaffung der Familie Kasikkirmaz mitgekämpft. Die Unterschriften gesammelt, die Übersetzungsleistungen gebracht. Unsere Bemühungen brachten ein gutes Resultat: Familie Kasikkirmaz darf in der Scheiz bleiben.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;WÖCHENTLICHE KOCHGRUPPEN&lt;br /&gt;&lt;/strong&gt;Mit 11 Kochgruppen beteiligten sich die Vereinleute, zu Kochen und am KUTUESCHUMWELT für den Tag den Verein gegen innen und aussen zu vertreten. Das zeigt die Wille unserer Leute für den Verein zu sein. Gleichzeitig zeigt es, dass der Verein für die Leute ein merkwürdiges Bedürfnis ist.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;RADIO BERN (RaBe)&lt;br /&gt;&lt;/strong&gt;Unsere monatliche Sendungen laufen auf Deutsch und Türkisch weiter.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;KUTÜSCH INTERNETSEITE&lt;br /&gt;&lt;/strong&gt;Es funktioniert.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;KUTÜSCH CD&lt;br /&gt;&lt;/strong&gt;Als Verein haben wir vor, eine KUTÜSCH MUSIK CD zu machen. Gespielt und gesungen wird durch Kutüsch-Leute.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;&lt;br /&gt;KUTÜSCH&lt;br /&gt;Im Namen des Vorstandes&lt;br /&gt;Sadık KOLUSARI, Vereinspräsident&lt;/strong&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3034857476087769036-7423891186402557593?l=kutuesch.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3034857476087769036/posts/default/7423891186402557593'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3034857476087769036/posts/default/7423891186402557593'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://kutuesch.blogspot.com/2009/03/auszug-aus-dem-arbeitsbericht-des.html' title='Auszug aus dem Arbeitsbericht des Vereinsvorstandes für die 17. Vollversammlung des Vereins (22. Februar 2009)'/><author><name>* 1.5.2011: 1 Mayis hakkinda (T.Töre, S.Kolusari) / 8.5.2011: Erkekler ve çocuklar annelere kahvalti veriyor / 22.5.2011: Kutüsch kendisini tartisiyor</name><uri>http://www.blogger.com/profile/18284438470507481283</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3034857476087769036.post-4874522463612411160</id><published>2009-02-24T23:46:00.000-08:00</published><updated>2009-02-24T23:51:05.538-08:00</updated><title type='text'>KUTÜSCH 17. Olağan  Kongresine Sunulan Faaliyet Raporu (22 şubat 2009)</title><content type='html'>Değerli üyeler&lt;br /&gt;Değerli misafirler&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kürt-Türk-İsviçreliler Kültür Derneği KUTÜSCH, Bern Kantonunda milliyetçilik/ırkçılık ile dincilik/mezhepçilikten uzak insanların kendisini ifade etme ortamıdır. İnsanlar bu ortamda bulusma, konuşup dertleşme, görüs alışverişinde bulunma, bilgilenme ve bilgilendirme, istedikleri sosyal faaliyeti geliştirme olanağına sahipler. Geçen kongreden bu yana, bu ortamı ve buradaki çalışmaları kısaca değerlendirelim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;KENDİ KENDİNE ÇALIŞMA / KENDİNİ KENDİ YÖNETME&lt;br /&gt;Bir yıllık çalışma programımıza nasıl bir çalışma tarzı ve hangi hedeflerle çalıştığımızı belirterek başlamak istiyoruz. Çalışma tarzı olarak kendi kendine bir çalışma yöntemini yönetim kurulunun fonksiyonuna alternatif olarak benimsemiş bir derneğíz. Yönetim Kurulu olarak bilinçli bir şekilde geri durduk, kitleyi yani dernek üyelerinin kendi ihtiyaçları doğrultusunda çalışmalarını teşvik ettik, çalışmalarda meydanı onlara bıraktık. Bu vazgeçilmez çalışma tarzımızdır. Muhsin Sarıoğlu yönetimindeki Saz Grubumuz, Tülay/Türkan/Mukaddes ile Çocuk Folkloru, Tanya’nın çalıştırdığı Tiyatro‘,muz en önemli faaliyetlerimiz arasına insanlarımızın kendi insiyatifiyle attıkları adımlardır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;KUTÜSCH ORTAMI&lt;br /&gt;Çalışmalarımızda ne milliyetçiliğe ne de mezhepçiliğe yer verdik. İnsanı başa aldık ve öyle bir ortam yaratıldı ki burada aylarca, hatta yıllarca beraber çalışan insanlar kimin kürt veya türk, kimin sünni veya alevi olduğunu sorma gereği duymadı ve KUTÜSCH ORTAMI gelen herkesin rahatını bulduğu ve katkılarını yapabildiği, kendisini ifade edebildiği bir olanak oldu. Bu olanağı yaratmak ve devam ettirmek çalışmalarımızın önemli başarılarından birisidir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;BİLİNÇLENMEGeldiğimiz anadolu ve mezopotomya toprakları ile İsviçre ve dünyadaki gelişmeler hakkında önemli bilgilendirmeler ve tartışmalar yani bilgilendirme/görüş alış-verişi toplantılardan buraya gelen herkes kendi nasibini almıştır. Bazı örnekler verecek olursak: 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü Kutlaması (9 mart), Newroz üzerine görüş alış-verişi (23 mart/Sadık Kolusarı), Türkiye´deki Son Gelişmeler ve Kürt Sorunu (6 nisan/Teslim Töre), Sınıfsız Toplum Hareketi (25 mayıs/Sadık Kolusarı), Savaşa karşı düşünceler (22 haziran), Kara Bulut 12 Eylül (14 eylül/T. Töre), Kadınlar Sorunlarını Anlatıyor (2 kasım), Erkekler Sorunlarını Anlatıyor (9 Kasım), İsviçre Ulusal Parlementosu milletvekili Lumengo Ricardo ile İsviçre´de Yabancılar ve İlticacılar Yasası (23 kasım), 2009a doğru Türkiye ve Dünya (21 aralık/T. Töre), AKP ve Ergenekon örgütü üzerine görüş alış/verişi (11 Ocak 09/T. Töre), Teknolojik Devrimler, Kapitalizmin ve Solun Krizi (25 ocak 09/S. Kolusarı) konularını işleyerek, tartışarak ileriye yönelik perspektiflere ve gelişmelere dair bilgi düzeyimizi geliştirmeyi hedef aldık. Eskiyi anlama, ondan kopma ve ileriyi görebilme, katkı sunabilme düzeyini yakalama bir diğer hedefimiz oldu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;GEÇMİŞİ ANLAMA, TAKILIP KALMAMA&lt;br /&gt;Ölümsüz Devrimcileri Anma (11 mayıs/T. Töre) toplantımız ile geçmişimize öncülük edenleri, kendi canlarıda dahil hiçbir şeylerini esirgemeden sundukları katkılarını andık, geçmişimizi anlamaya ve dersler çıkarmaya çalıştık. Bu konuda önemli eksikliklerimizin olduğuna inanıyoruz. Bir sigarayı bırakmanın bile ne kadar zor olduğunu düşünecek olursak, koca bir ideolojik, örgütsel, sosyal ve pratik geçmişten kopmanın çok zor olduğunu kabul edebiliriz.&lt;br /&gt;KAYNAŞMA/SOSYALLEŞME&lt;br /&gt;Gençlik ve çiğköfte (18 mayıs), Geleneksel Yıllık Piknik (14 Haziran), ikinci piknik (5 ekim), geçen hafta düzenlenen eğlence ile kaynaşma, paylaşma ve eğlenmeyi ihmal etmedik.&lt;br /&gt;Kaynaşma ve sosyalleşme yolunda Saz Grubu iyice yer alırken, Folklor ve Tiyatro çalışmalarımız zaman zaman devam etmektedir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ÇOCUKLARIMIZÇocuk Kürsüsü (20 nisan), Çocuk Saz Grubu gibi etkinliklerimizle çocuklarımızi gözetme, destekleme ve sağlıklı büyümelerine katkı sunma başka bir hedefimiz oldu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;IRKÇILIĞA VE SOSYAL HAKLARA KARŞİ TUTUM&lt;br /&gt;Bu konudaki mücadelemizde yönümüzü içinde yaşadığımız toplumun ilerici güçlerine, insanlarına döndük. „Zäme Lebe Zäme Stimme“ yani „Ortak Yaşam Birlikte Seçme“ kampanyasında yabancı kökenliler arasında en fazla imza toplayan KUTÜSCH oldu. Masraflar için 300.- Frank maddi katkıda bulunduk.&lt;br /&gt;Sosyal hakların kısıtlanması ve ırkçılığa karşı bir çok eylemde yazılı ve pratik olarak yer aldık.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;MÜLTECİ ve İLTİCACI SORUNLARINA DUYARLILIK&lt;br /&gt;Derneğimiz üyesi olan Nimet Kaşıkkırmaz ve çocukları için İsviçreyi terketme kararına karşı İsviçrelilerle birlikte derneğimiz imza kampanyası, avukat işlemleri gibi konularda önemli destekler sunarak terk durduruldu, F oturumları verildi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;HAFTALIK NÖBET GRUPLARI&lt;br /&gt;Geçen Kongreden bu yana 10 tane grup sırasıyla yemek pişirdi ve o gün derneğimizi temsil etti, derneğin düzeni, işleyişi ve ortamını belirledi. Eksikliklere rağmen tutturulan bu düzey, dernek üyelerinin derneklerine sahip çıktıklarının da göstergesidir. Grup oluşumu ve çalışmaları, derneğimizin bu insanlar için bir ihtiyaç olduklarının göstergesidir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;RADIO BERN (RaBe)&lt;br /&gt;Aylık radyo yayınlarımız devam etmektedir. Yayınlarımız almanca ve türkçe yapılmakta olup Salı günleri saat: 19.00 – 20.00 arasındadır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;KUTÜSCH INTERNET SİTESİ&lt;br /&gt;Çok canlı ve çok aktuel olmamakla birlikte hayatına devam etmektedir. İnsanlarımız yayınlanması için yazı, şiir, hikaye, vb. katkılar sunarak canlandırabilirler.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;KUTÜSCH CD&lt;br /&gt;Derneğimizin üyesi veya ziyaretçileri arasında bulunan seslerin ve sanatların ürünü bir müzik CDsinin yapılması çalışmaları henüz düşünce aşamasında olmakla birlikte hedeflenmiştir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çalışma tarzımızın ve etkinliklerimizn bir özetini sunduk. Sonuç olarak, tüm üyelerimizin ve bu ortamı bir ihtiyaç olarak görüp buraya gelen ve buradan bir seyler alan herkesi bu ortama sahip çıikmaya, birşeyler katmaya davet ediyoruz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;KUTÜSCH&lt;br /&gt;Yönetim Kurulu&lt;br /&gt;&lt;/strong&gt;adına dernek başkanı&lt;br /&gt;Sadık KOLUSARI&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3034857476087769036-4874522463612411160?l=kutuesch.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3034857476087769036/posts/default/4874522463612411160'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3034857476087769036/posts/default/4874522463612411160'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://kutuesch.blogspot.com/2009/02/kutusch-17-olagan-kongresine-sunulan.html' title='KUTÜSCH 17. Olağan  Kongresine Sunulan Faaliyet Raporu (22 şubat 2009)'/><author><name>* 1.5.2011: 1 Mayis hakkinda (T.Töre, S.Kolusari) / 8.5.2011: Erkekler ve çocuklar annelere kahvalti veriyor / 22.5.2011: Kutüsch kendisini tartisiyor</name><uri>http://www.blogger.com/profile/18284438470507481283</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3034857476087769036.post-9197654803435190126</id><published>2009-02-07T13:22:00.000-08:00</published><updated>2009-02-08T00:18:42.162-08:00</updated><title type='text'>Teknolojik Devrimler, Kapitalizmin ve Solun Krizi, SADIK KOLUSARI</title><content type='html'>18. yüzyıl sonlarında (takriben 1775 yıllarından itibaren kömür, demir/çelik, dokuma tezgahları, buhar makinesi, demiryolu, telgraf, vs. ile) başgösteren ve 19. yüzyılda (takriben 1870’li yıllardan itibaren petrol, jeneratör, elektronik motor, telefon, vs. ile) önce Avrupa ve ABD’de olan &lt;strong&gt;Birinci Teknolojik Devrim&lt;/strong&gt;, hayvancılık ve tarıma dayalı toplumsal ilişkiler yerine makine ve sanayiye dayalı üretim ilişkilerini belirleyici duruma getirdi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;İkinci Teknolojik Devrim’in&lt;/strong&gt; birinci aşamasında 1915’ten itibaren çocukluk ve emeklemeyi geride bırakan kapitalizm gençlik/delikanlılık dönemine girdi ve 1950’li yıllardan itibaren gerçekleşen ikinci aşama (akıcı band, kitlesel üretim, otomatikleşme, robotlaşma, telsiz, radyo ve televizyon tekonolisi, matbaa teknolojisi, havacılık, vs.) sonucu kapitalizm gelişkinlik evresine girdi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1970’li yılların ortalarından itibaren başgösteren ve 1980’li yıllarla birlikte iyice belirginleşen &lt;strong&gt;Üçüncü Tekonolojik Devrim&lt;/strong&gt; (Bilgisayar, internet, cep telefonları, mikro elektronik, gen tekniği, vs.) ile kapitalizm, organik gelişimini tamamlayan gelişmelerle buluştu, zorlandı, 1980’li yıllarda devlet kapitalizmi versiyonu iflas etti ve batı versiyonuna entegre oldu. Devlet kapitalizmi veya reel sosyalizm denen versiyonu çöktükten sonra, bu çöküntünün devamı hastalık belirtileri (evrensel işsizlik, yoksulluk, savaş, iflas, vs.) arttı ve 2008 yılı itibariyle kapitalizmin dünya sisteminin final krizinde olduğu tüm belirtileriyle ortaya çıktı. Kapitalizm insanların ihtiyaçlarını karşılamaz, doğayı imha ve kendi kendini yeme/kendi altını oyma durumundadır. Kapitalizm sürekli sermaye birikimi ve yoğunlaşması olmadan düşünülemez. Bu ise, canlı emeğe dayalı sömürüyü temel alan bir işleyişe sahiptir. Üçüncü Teknolojik Devrim gelişmesi birinci ve ikinci teknolojik devrimlerde olduğu gibi yeni iş sahaları açma bir tarafa, iş sahalarındaki canlı emeği dışarı atmaktadır. Yani üretim güçleri ile mevcut toplumsal, insanlararası ilişkiler ile derin bir çatışmaya girmektedir. Bundan dolayı mevcut kriz hem kalıcı hem de öldürücüdür. Ya toplum yeni üretim araçlarına uygun yeni üretim ilişkileri yaratır, ya da mevcut düzen sahipleri dünya toplumunu bir barbarlıktan başka bir barbarlığa götürür.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kapitalizmin gelişimi boyunca solun durumuna gelince:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Ütopik sosyalistler:&lt;/strong&gt; Bu nitelendirme marxistler tarafından 1848 öncesi sosyalizm anlayışları ve denemeleri için kullanılsa da, biz bugün bunlara 20.yy denemelerini (Paris Komünü, Ekim Devrimi ve sonrası süreç) ve sosyalizm anlayışlarını da (Leninizm, Maoizm, vs) rahatlıkla ekleyebiliriz. 20. yüzyıldaki ulusal ve uluslararası sosyalist/komünist örgütlenmeleri ve anlayışlar 1848 öncesi ütopik sosyalist anlayışların devamı niteliğindedir. Çünkü Marks "İnsanlar kendi tarihlerini kendileri yaparlar, ama kendi keyiflerine göre, kendi seçtikleri koşullar içinde yapmazlar, doğrudan veri olan ve geçmişten gelen koşullar içinde yaparlar“ derken tarihin gelişiminde belirleyici olanın insanların iradeleri değil, içerisinde bulundukları koşullar olduğunu belirtir ki bu belirleme tarihi ve toplumsal gelişmelerde bir doğrudur. Elbette burada insanların rolü önemlidir, toplumsal değişimlerde bu rol olmazsa olmaz bir gerçekliktir, ancak içerisinde bulundukları somut koşulları somut koşullardan hareketle.&lt;br /&gt;20.yy sosyalistlerinin (ulusal, ülkesel) kimliklere dayalı anlayışları teorik ve pratik olarak öyle bir iflas etmiştir ki, bırak sıradan insanları, o sosyalist/komünist örgütlenmelere, anlayışlara sahip insanlar daha geri (milliyetçi, mezhepsel) kimliklere sarılmışlardır. İlerleyemeyenlerin belli bir süre sonra gerilemesi kaçınılmaz oluyor, nasıl ki gerileyemeyenlerin mutlaka ilerlemeleri gibi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Dünya Hareketi:&lt;/strong&gt; Marks komünizm bir dünya hareketidir, derken, dünyasal bir sisteme ve dünyasal bir harekete vurgu yapmaktaydı ki, bu Marks’ın bir başka doğrusudur. Ulusal ve uluslararası alternatifler ne dün ne de bugün kapitalist sistemi yıkma alternatifi olmuşlardır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kapitalizm bir dünya sistemi haline gelmiştir. İkinci Dünya Savaşı ile bloklar son bulmuş olup dünya sermayesinin dünya pazarındaki dünya egemenliği dönemi başlamıştır. 1944 yılında Amerika Birleşik Devletleri´nin Hamphire eyeletindeki Bretton Woods´da kurulan Dünya Ticaret Örgütü, Uluslararası Para Fonu ve Dünya Bankası ile dünya egemeni sermaye için dünya egemenliğinin kurumları yaratılmış oluyordu. Merkezi Waşington´da olan Uluslararası Para Fonu´na dünyanın toplam 195 devletinden 185´i üyedir. Başkanı sadece ABD tarafından belirlenen Dünya Bankası’nın 2004 yılında 184 üye devleti vardı. Dünya Ticaret Örgütü’na 16 mayıs 2008’de Ukrayna ve 23 temmuz 2008’de Cap Verde’nin üye olmasıyla üye sayısı 153 devleti buldu. Askeri alanda NATO ile birlikte bu kurumlar, Birinci ve İkinci Dünya Paylaşım savaşlarından sonraki dünya sisteminin mimarında temel araçlar olmuşlardır. Bugün ekonomik, siyasi, kültürel, askeri olarak dünya çapında yeni bir ekonomik sistem, yeni bir egemenlik sağlanmıştır. Elbette şurada burada ayrı gelişmeler söz konusu olabilecektir, fakat bunlar belirleyici olmadıkları gibi bundan sonra da belirleyici olma şansları yoktur. Ne Çin, ne Rusya ne Hindistan ne de başka bir devletin veya gücün yeni bir dünya egemeni olma koşulları yoktur. ABD bu şekildeki son devlettir, son egemenliktir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Uluslararası Para Fonu, Dünya Bankası ve Dünya Ticaret Örgütü’ne ek olarak G7 tarafından 1999 yılında dördüncü bir ayak daha oluşturulmuştur: Uluslararası Finansman İstikrar Forumu. İki yılda bir toplanacak olan Forum‘da yetmedi, 1970´li yılların ortalarından itibaren başgösteren ve 2008 yılından itibaren tüm dünyaya kendini hissettiren kalıcı ve öldürücü kriz ile iki dünya savaşından sonra kurulan sistemin temelleri çatırdamaya başlamış olduğundan şimdi de Fransa devlet başkanı Nicolas Sarkozy bir “yeni Bretton Woods“ istemektedir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sermaye ve ücretli emeğe dayalı sistem artık yürümüyor. Peki dünya insanlarının yanıtı nedir, ne olacak? İnsanların milyonlarca yıldan beri sağladıkları tüm gelişimlerin tüm olanaklarını hava ve su gibi tüm insanların ortak kullanımına dayalı bir dünya sistemini yaratacak bir dünya hareketinin doğumuna şahit oluyoruz. Karşılaştığımız görev şahit veya gözlemci olmanın ötesinde katılımcı da olabilmektir. Karşı olduğunu söylemiş olduğumuz sistem tarafından şekillendirilmişiz. Önce bu şekillenmeyi sorgulamamız gerekiyor. Yeni bir kişilik sahibi olma gerekliliğinin bilincine varmamız ve kendi mevcut yapımızla/kişiliğimizle/şekillenişimizle hesaplaşmamız gerekiyor. Solun krizini anlamak ve çözmek için insanların önce kendini anlama ve değiştirme yeteneği göstermesi gerekiyor. Mutlaka değişime buradan başlamamız gerekiyor, yokse gerisi laf üretmekten başka bir yere varmaz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;"Özgürlüğün/özgürleşmenin başlangıç metodu, -kulağa paradoks gibi gelse de- 'Kendi kaderini tayin eden hür birey' denen burjuva lafazanlığını boykot etmektir ve onu (tahtından) indirmektir, onu değişmez mutlak düşünce (Credo) gibi taşımaya devam etmemektir -o kendini artık, "Hür birey" veya "Reşit vatandaş" diye adlandırsa bile.. Böyle bir özgürleşme henüz yok (başlamadı). Gerekli olan şey, insanın içinde bulunduğu kısıtlılığın/sınırlılığın bilincine varması ve onunla atak bir şekilde hesaplaşmasıdır.Aynı zamanda 'Büyüme' ile, '(para) Birikimi' ile, 'Kapital ilişkileri' ile, '(kapitalist) İş ilişkileri' ile, 'Piyasa' ile hesaplaşılmalıdır. Bunlar büyük görevler, ama alternatiflerini de göremüyorum; hatta aynı türden, (onların yerine geçebilecek) benzerlerini bile göremiyorum. O halde, aşılması gereken birçok sınır var. Önce kafamızda, ama sonra gerçek hayatta aşmamız gereken sınırlar bunlar. Demokrasi ve diktatörlüğün ötesinde başka bir dünya olmalı. Keşfedilmeyi bekleyen bir dünya."&lt;/strong&gt; (Franz Schandl)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Marks’ın 172 yıl önce babasına yazmış olduğu mektuptaki belirlemeler bugün de güncelliğini koruyor:&lt;strong&gt; “Değerli Baba, geçmekte olan bir dönem öncesinin sınır işaretleri gibi ortaya çıkan, fakat kesinlikle aynı biçimde yeni bir yöne işaret eden yaşam momentleri var. Böylesi bir geçis noktasında, gerçek durumumuzun bilincine ermek için, kendimizi, eski olanı ve mevcut durumu düşünsel olarak kartal gözlerle incelemek zorunda hissediyoruz.”&lt;/strong&gt; (K. Marks, Tarihsel Mataryalizm, Ön Yazılar, Marks’ın Babasına Mektubu, 10 Kasım 1837, türkçeye çeviri S.K.).&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Not: 25 ocak 2009 günü KUTUESCHdeki bilgilendirme konusmasi.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3034857476087769036-9197654803435190126?l=kutuesch.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3034857476087769036/posts/default/9197654803435190126'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3034857476087769036/posts/default/9197654803435190126'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://kutuesch.blogspot.com/2009/02/teknolojik-devrimler-kapitalizmin-ve.html' title='Teknolojik Devrimler, Kapitalizmin ve Solun Krizi, SADIK KOLUSARI'/><author><name>* 1.5.2011: 1 Mayis hakkinda (T.Töre, S.Kolusari) / 8.5.2011: Erkekler ve çocuklar annelere kahvalti veriyor / 22.5.2011: Kutüsch kendisini tartisiyor</name><uri>http://www.blogger.com/profile/18284438470507481283</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3034857476087769036.post-7014453036949833616</id><published>2008-10-04T14:10:00.000-07:00</published><updated>2008-10-04T14:21:47.805-07:00</updated><title type='text'>Tag gegen Armut und Ausgrenzung</title><content type='html'>www.kabba.ch/&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div style="text-align: center; font-weight: bold;"&gt;Tag gegen Armut und Ausgrenzung&lt;br /&gt;Kundgebung in Bern, Münsterplatz:&lt;br /&gt;Freitag 17. Oktober 2008&lt;br /&gt;16 bis 21 Uhr Rahmenprogramm&lt;br /&gt;18 Uhr Kundgebung&lt;br /&gt;Aktion für und mit Armutsbetroffenen&lt;br /&gt;     in der Schweiz&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;        &lt;br /&gt;Statt die Ursachen von Armut zu bekämpfen und Vermögensungleichheiten zu vermindern, werden die Sozialleistungen gekürzt und SozialhilfeempfängerInnen und IV-RentnerInnen gesellschaftlich geächtet und diskriminiert. Über die Entbehrungen und persönlichen Verletzungen, die Armutsbetroffene erleiden, wird geschwiegen! Viele können den Druck nicht aushalten. Die Existenzsicherung wird zum Überlebenskampf: Krankheitsbilder entstehen. Eine reiche Minderheit und ihre politischen Akteure bestimmen und verfügen die Verschlechterung der Lebensbedingungen der Armutsbetroffenen: Durch die SKOS-Richtlinien, der Schweizerischen Konferenz für Sozialhilfe, wurde das Existenzminimum der Sozialhilfe im Jahre 2005 um 10% gekürzt. Die Armutsgrenze für einen Ein-Personenhaushalt liegt seit 2005 bei Fr. 2200.-- Diese Taktik verschönert die Statistiken. Doch eine Million Menschen sind in der Reichen Schweiz von Armut betroffen, dies lässt sich nicht wegwischen.&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;          Referate, Diskussion, Musik, Ausstellung&lt;br /&gt;      &lt;br /&gt;          - Kurt Wyss, Soziologe, Zürich&lt;br /&gt;     - Beat Ringger, Denknetz, Zürich&lt;br /&gt;     - Avji Sirmoglu / Christoph Ditzler / Patrick Vögelin,&lt;br /&gt;     Liste13 gegen Armut und Ausgrenzung, Basel&lt;br /&gt;     - Thomas Näf, Präsident, KABBA, Bern&lt;br /&gt;     -Branka Goldstein, Präsidentin, IG Sozialhilfe, Zürich&lt;br /&gt;      &lt;br /&gt;          Wir fordern:&lt;br /&gt;      &lt;br /&gt;Stopp der Missbrauchsdebatte! Das Hauptproblem sind die Missstände und die Verordnungen im Sozialwesen. Anstatt Verbes-serungen zu realisieren, werden SozialhilfeempfängerInnen und IV RentnerInnen verdächtig, zu Unrecht Unterstützung zu erhalten. Tatsache ist aber, dass es im Steuerwesen, sehr viel Missbrauch gibt!&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;Stopp der Zwangsarbeit! Die Bedingungen für den Bezug von Sozialhilfe haben sich massiv verschärft: Armutsbetroffene werden gezwungen als billige Arbeitskräfte Gegenleistungen zu erbringen. Das ist erniedrigend und unterstützt gleichzeitig das Lohndumping und vermehrt die Arbeitslosigkeit. Angestellte werden durch solche billige Arbeitskräfte ersetzt.&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;Der Datenschutz soll für alle gelten! Bei SozialhilfeempfängerInnen ist er auf geweicht, sodass an vielen Orten nicht einmal mehr das Arztgeheimnis gewährleistet ist gegenüber dem Sozialamt!&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;Teuerungsausgleich für Armutsbetroffene! Überall ist bekannt, dass die Lebensmittel- preise steigen. In allen Branchen sind Teuerungsausgleich- und Lohnverhandlungen im Gange – nur für die Armutsbetroffenen, gibt es den Teuerungsausgleich nicht!&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;     Stopp der Diskriminierung von SozialhilfeempfängerInnen und IV-RentnerInnen!&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;     Ein soziales Verfassungsrecht zur menschenwürdigen Existenzsicherung in der Schweiz für alle!&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;     Ausbau statt Abbau im Sozial-, Gesundheits- und Bildungswesen!&lt;br /&gt;      &lt;br /&gt;Soziale Rechte für alle müssen in der Bundesverfassung verankert und den tatsächlichen Lebenshaltungskosten angepasst werden! Nur einklagbare soziale Rechte schaffen die Grundlage für ein menschenwürdiges Leben und verhindern Menschenrechtsverletzungen in der reichen Schweiz!&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;          Organisiert durch:&lt;br /&gt;     SPAR, Schweizerische Plattform der Armutsbetroffenen&lt;br /&gt;     Liste 13 gegen Armut und Ausgrenzung, Postfach 3563, 4002 Basel&lt;br /&gt;     IG Sozialhilfe, Postfach 1566, 8032 Zürich&lt;br /&gt;     KABBA, Komitee der Arbeitslosen und Armutsbetroffenen, Postfach 6950, Bern&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;      &lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Unterstützt von:&lt;/span&gt; Attac Schweiz, Attac Bern, Comedia-Kommission für Erwerbslose und Ausgesteuerte (KEA), Demokratische Juristinnen und Juristen Schweiz DJS, Gassenküche Bern, Gewerkschaftsbund Kanton Bern GKB, Grüne Partei Bern-Demokratische Alternative, Grundrechte.ch, Humanistische Partei Schweiz, JA! Junge Alternative, Kommunistische Jugend, &lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Kurdisch-Türkisch-Schweizerischer Kulturverein KUTÜSCH,&lt;/span&gt; Neue PdA Basel, PdA Schweiz, PdA Bern, Solidarités sans frontières, TAXI-Magazin, Uster/ZH, Neue Wege, Beiträge zu Religion und Sozialismus, Zürich, Verein für Gassenarbeit Schwarzer Peter, Basel, vorwärts, die sozialistische Zeitung, Redaktion Widerspruch, Zürich, Selbsthilfegruppe für SozialhilfebezügerInnen, Basel, Auftragsvermittlungsstelle ETCETERA Zürich-ein Angebot des SAH-Zürich, Grünes Bündnis Stadt Bern, Juso Stadt Bern, Verein Rechtsauskunft Anwaltskollektiv, Zürich, Initiative Grundeinkommen, Basel, Unia Region Bern (Stand: 26.09.08).&lt;p&gt;&lt;/p&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3034857476087769036-7014453036949833616?l=kutuesch.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3034857476087769036/posts/default/7014453036949833616'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3034857476087769036/posts/default/7014453036949833616'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://kutuesch.blogspot.com/2008/10/tag-gegen-armut-und-ausgrenzung_04.html' title='Tag gegen Armut und Ausgrenzung'/><author><name>* 1.5.2011: 1 Mayis hakkinda (T.Töre, S.Kolusari) / 8.5.2011: Erkekler ve çocuklar annelere kahvalti veriyor / 22.5.2011: Kutüsch kendisini tartisiyor</name><uri>http://www.blogger.com/profile/18284438470507481283</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3034857476087769036.post-3838281128775068001</id><published>2008-03-23T15:43:00.000-07:00</published><updated>2008-03-23T16:00:47.788-07:00</updated><title type='text'>NEWROZ, in: Wikipedia</title><content type='html'>&lt;a href="http://bp3.blogger.com/_0994PgsT3i0/R-bd2dc20MI/AAAAAAAAABU/Q0A0U4Md4Wc/s1600-h/newroz.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5181072349024669890" style="FLOAT: left; MARGIN: 0px 10px 10px 0px; CURSOR: hand" alt="" src="http://bp3.blogger.com/_0994PgsT3i0/R-bd2dc20MI/AAAAAAAAABU/Q0A0U4Md4Wc/s320/newroz.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Nouruz&lt;br /&gt;aus Wikipedia, der freien Enzyklopädie&lt;br /&gt;Wechseln zu: &lt;a href="http://de.wikipedia.org/wiki/Nouruz#column-one"&gt;Navigation&lt;/a&gt;, &lt;a href="http://de.wikipedia.org/wiki/Nouruz#searchInput"&gt;Suche&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;a class="image" title="Haft-Sin zu Nouruz" href="http://de.wikipedia.org/wiki/Bild:HaftSeen2.JPG"&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;a class="internal" title="vergrößern" href="http://de.wikipedia.org/wiki/Bild:HaftSeen2.JPG"&gt;&lt;/a&gt;Haft-Sin zu Nouruz&lt;br /&gt;Nouruz (&lt;a title="Persische Sprache" href="http://de.wikipedia.org/wiki/Persische_Sprache"&gt;persisch&lt;/a&gt; نو روز‎, andere Schreibweise: Nowruz, persische Aussprache: Nourus oder Naurus, &lt;a title="Kurdische Sprachen" href="http://de.wikipedia.org/wiki/Kurdische_Sprachen"&gt;Kurdisch&lt;/a&gt;: Newroz oder Nûroj, &lt;a class="mw-redirect" title="Türkische Sprachen" href="http://de.wikipedia.org/wiki/T%C3%BCrkische_Sprachen"&gt;Türkisch&lt;/a&gt;: Nevruz, &lt;a class="mw-redirect" title="Zazaisch" href="http://de.wikipedia.org/wiki/Zazaisch"&gt;Zazaisch&lt;/a&gt;: Newroc, &lt;a title="Aserbaidschanische Sprache" href="http://de.wikipedia.org/wiki/Aserbaidschanische_Sprache"&gt;Aserbaidschanisch&lt;/a&gt;: Novruz, &lt;a title="Usbekische Sprache" href="http://de.wikipedia.org/wiki/Usbekische_Sprache"&gt;Usbekisch&lt;/a&gt;: Navruz), ist der Name des &lt;a class="mw-redirect" title="Iranier" href="http://de.wikipedia.org/wiki/Iranier"&gt;altiranischen&lt;/a&gt; &lt;a title="Neujahr" href="http://de.wikipedia.org/wiki/Neujahr"&gt;Neujahrs&lt;/a&gt;- und &lt;a title="Frühlingsfest" href="http://de.wikipedia.org/wiki/Fr%C3%BChlingsfest"&gt;Frühlingsfests&lt;/a&gt; am &lt;a title="21. März" href="http://de.wikipedia.org/wiki/21._M%C3%A4rz"&gt;21.&lt;/a&gt; oder &lt;a title="20. März" href="http://de.wikipedia.org/wiki/20._M%C3%A4rz"&gt;20. März&lt;/a&gt;.&lt;br /&gt;Inhaltsverzeichnis[&lt;a class="internal" id="togglelink" href="javascript:toggleToc()"&gt;Verbergen&lt;/a&gt;]&lt;br /&gt;&lt;a href="http://de.wikipedia.org/wiki/Nouruz#Etymologie"&gt;1 Etymologie&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://de.wikipedia.org/wiki/Nouruz#Geschichte"&gt;2 Geschichte&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://de.wikipedia.org/wiki/Nouruz#Br.C3.A4uche.2C_Zeremonien.2C_Vorfeierlichkeiten_und_Verbreitung"&gt;3 Bräuche, Zeremonien, Vorfeierlichkeiten und Verbreitung&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://de.wikipedia.org/wiki/Nouruz#Siehe_auch"&gt;4 Siehe auch&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://de.wikipedia.org/wiki/Nouruz#Weblinks"&gt;5 Weblinks&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3034857476087769036-3838281128775068001?l=kutuesch.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3034857476087769036/posts/default/3838281128775068001'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3034857476087769036/posts/default/3838281128775068001'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://kutuesch.blogspot.com/2008/03/newroz-in-wikipedia.html' title='NEWROZ, in: Wikipedia'/><author><name>* 1.5.2011: 1 Mayis hakkinda (T.Töre, S.Kolusari) / 8.5.2011: Erkekler ve çocuklar annelere kahvalti veriyor / 22.5.2011: Kutüsch kendisini tartisiyor</name><uri>http://www.blogger.com/profile/18284438470507481283</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://bp3.blogger.com/_0994PgsT3i0/R-bd2dc20MI/AAAAAAAAABU/Q0A0U4Md4Wc/s72-c/newroz.jpg' height='72' width='72'/></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3034857476087769036.post-4577545816602082209</id><published>2008-03-23T15:15:00.000-07:00</published><updated>2008-03-23T15:33:09.345-07:00</updated><title type='text'>Gecmisi, Bugünü ve Gelecegiyle Newroz</title><content type='html'>23 mart 2008 günü KUTUESCHte Newroz hakkindaki görüs alis verisini kisaca aktaralim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sadik: &lt;br /&gt;Efsanivi bir anlatıma göre Ninowa kralı zalim Dehaq, Ortadoğu’da kendi egemenliği altına aldığı halklarar çekilmez bir baskı ve zulüm uyguluyordu. Dehaq omuzlarında çıkan yılanları genç insan beyniyle beslemekteydi. Genç iki insan beyni bulmada ve yedirmede görevli olan iki insandan biri iyi niyetliydi ve her gün gençlerden birini serbest bırakır ve serbest bırakılan gençler dağa kaçar.&lt;br /&gt;Diğer bir anlatıma göre ise, babalar her gün çocuklarını kendi elleriyle zalim Dehaq’a teslim ederler. Genç insanlar kurban edildikçe ülkeye çöken karanlık artar...&lt;br /&gt;Anlatımlara göre zulüm, Kawa adında bir demirci ustanın Dehaq’ın beynini parçalamasına kadar devam eder. Gün gelir Demirci Kawa gürzüyle bu zalimin beynini parçalar. Yıl M.Ö. 612. Artık yeni bir gün başlamıştır; bugün günümüze dek çeşitli tarihsel kesitlerde ve değişik yerlerde, fakat aynı anlama gelen birden fazla kelimeyle adlandırılır: Roja Nu, Nuroj, Roji Newe.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Halkımızın Newroz Bayramı günüyle örtüşen 21 Mart Uluslararası Irkçılıkla mücadele Günü, ilerleyen zaman ve değişen koşullara bağlı olarak yeni anlamlar kazanmak zorundadır. Newroz bayramı ve mücadelesi günümüzde ya evrensel üretim ilişkilerine dönüşmüş olan kapitalizme karşı evrensel mücadelenin bir parçası olarak yeniden anlamlamlandırılmak ya da halkları biribirine boğazlatmada bir arac olarak zalimlerin elinde bir oyuncağa dönüşecektir. Bu anlamda hepimize önemli görevler düşmektedir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Newroz’un Bugünkü Anlamı ve Gelecekle Bağlantısı?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Zalim Dehaq’ı ortadan kaldıran Demirci Kawa’nın eylemiyle halk/halklar, artık zalimlerden kurtulduklarını sanmışlardı. Oysa geriye dönüp baktığımızda halkımızın/halklarımızın zulme uğramadığı, baskı görmediği zaman dilimleri hemen hemen yok gibidir. Zalimin biri gidiyor, diğeri geliyordu. Yani tarih sürekli yeni Dehaq’lar türetiyordu. Yeni Dehaq’lara karşı mücadele tarih buyunca, bazan yumuşak bazan sert, günümüze dek hep devam etmiştir ve bugünde devam etmektedir; devam etmek zorundadır. Yazımın başlığında „Newroz Haksızlıklara Karşı Mücadelede Sürekliliktir“ derken kastettiğim budur. Sömürü ve baskıya dayalı sınıflı toplumların varlığı boyunca, günün koşullarına göre haksızlıklara karşı mücadele halklar için kaçınılmaz bir zorunluluk olmuştur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kısaca belirtelim:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Birincisi, Newroz “zulme, sömürüye karşı ezilen ve sömürülen halkın ayaklanmasından kaynaklanan bir bayram“dır. Böyle olunca günümüzde, zulme ve sömürüye karşı başarı getirecek mücadele nasıl olacak sorusuna yanıt bulamadan, Newroz’u bugünün koşullarına uygun karşılamak mümkün olamayacaktır.&lt;br /&gt;İkincisi, “ayaklanma lideri Demirci Kawa“ emekçi biridir. Böyle olunca, ta başından beri Newroz hareketinin/hareketliliğinin tarih boyunca emekçi niteliğini unutmamak gerekiyor. Yani bu bayram emekçi bir niteliğe sahiptir ve ezilenlere aittir, ezilenlerin mücadelesidir. Peki günümüzde ezen/ezilen, sömüren/sömürülen ilişkisi ne durumdadır? Kimdir yeni Dehaq’lar, kimdir yeni Kawa’lar? Bu gerçekçi bir biçimde yanıtlanmadıkça, Newroz’a, Newroz mücadelesine hakkını vermek mümkün değildir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Üçüncüsü, bu bayramın bir de evrenselleşmeye açık yönü vardır. Bir halkın değil, birden fazla halkın sahiplendiği bir bayramdır, mücadeledir. Günümüzdeki mücadelenin evrensel boyutu göz önünde bulundurulmadan, Newroz mücadelesi ezilenlerin evrensel mücadelesi ile bütünleşmeden iğdiş edilmekten kurtulamaz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Dördüncüsü, en eski özgürlük bayramlarından biri olan Newroz, herhangi bir bayram, her hangi bir gün değil, özgürlük uğruna mücadele günüdür. Günümüzdeki özgürlük mücadelesinin ideolojik-politik, örgütsel ve toplumsal nitelikleri sorguya çekilmeden, bir üst boyutta üretilmeden, Newroz’u yeniden üretmek ve yaşatmak mümkün değildir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Newroz Bayramı hepimize kutlu olsun.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Newroz Haksızlığa Karşı Mücadelede Sürekliliktir...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Dinleyiciler:&lt;br /&gt;Newroz, enerjinin, atesin, cemreinin topraga ve suya düstüg dogal bir olayin karsilanmasidir; yeni bir baslangici ifade eder. Ortaasya halklari, afgan halk, farslar, kürtler Newrozu doga ile kendi aralarinda bir bag olarak kullaniyorlar. Newrozu bir isyan veya devrim günü olarak kutlamak son yilardaki bir gelismedir ve böyle yapanlar kürtlerdir. Newrozu evrensel bir mücadele ile birlestirme diye bir derdirmiz yok. Kawa veya Dehaqa dayanarak devrimcilik yapmaya da ihtiyacimiz yok. Fakat kürtlerin Newrozu baskiya karsi kutlamalari da anlamli ve güzeldir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Son yillarda siilerin Newrozun Hz. Alinin dogum günü olduguna dair iddialari var. Fakat Anadolu alevilerinde Newroz yoktur; ancak 3 günlük bir bayramlari var. Canlilarin gece yarisindan sonra secdeye inmeleri, yerle bütünlesmelri iddiasi var. Aleviler bu 3 günü güzel elbiseler giyerek ve dilekler dileyerek karsilar.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3034857476087769036-4577545816602082209?l=kutuesch.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3034857476087769036/posts/default/4577545816602082209'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3034857476087769036/posts/default/4577545816602082209'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://kutuesch.blogspot.com/2008/03/gecmisi-bugn-ve-gelecegiyle-newroz.html' title='Gecmisi, Bugünü ve Gelecegiyle Newroz'/><author><name>* 1.5.2011: 1 Mayis hakkinda (T.Töre, S.Kolusari) / 8.5.2011: Erkekler ve çocuklar annelere kahvalti veriyor / 22.5.2011: Kutüsch kendisini tartisiyor</name><uri>http://www.blogger.com/profile/18284438470507481283</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3034857476087769036.post-9019378496105866156</id><published>2008-02-20T12:45:00.000-08:00</published><updated>2008-02-20T12:47:26.867-08:00</updated><title type='text'>Mevcut Koşullarda Kürt Sorunu ve İlerici Yaklaşım / Sadık KOLUSARI</title><content type='html'>&lt;span style="font-size: 8pt; font-family: Arial;"&gt;&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-family: Arial;"&gt;&lt;span style=""&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;b style=""&gt;&lt;span style="font-size: 11pt; font-family: Arial;"&gt;Konumuzla ilgili olarak yeni dünya koşullarını kısaca belirtelim:&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;  &lt;p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"&gt;&lt;span style="font-size: 8pt; font-family: Arial;"&gt;&lt;o:p&gt; &lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"&gt;&lt;span style="font-size: 11pt; font-family: Arial;"&gt;1. Günümüzde devrimsel nitelikteki 3 önemli gelişme paralel olarak yol almakta ve ekonomik, siyasi ve kültürel olarak dünyaya yeni bir nitelik kazandırmaktadır. Birincisi, sanayiye dayalı ekonomi yerine, bilimsel teknolojik gelişmelere dayalı bir ekonomi, ikincisi ulusal pazarların yerine bir dünya pazarı ve üçüncü olarak devlet sosyalizminin çözülmesi ve sözkonusu ülkelerin dünya pazarına entegre olması. Burada konumuzla ilgili olarak önemle berlirtmek istedğim ise, ulusal pazarların kaynaşması ve dünya pazarının oluşumu önemli oranda gerçekleşmiş olup, sözkonusu süreç derinleşerek devam etmektedir.&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"&gt;&lt;span style="font-size: 8pt; font-family: Arial;"&gt;&lt;o:p&gt; &lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"&gt;&lt;span style="font-size: 11pt; font-family: Arial;"&gt;2. Şu veya bu ülkenin sermayesinin yerini dünya sermayesinin egemenliği almıştır. Halen şu veya bu ülkede kendi başına hareket etmek isteyen burjuva kesimlerinin varlığına rağmen, bundan sonra dünyadaki tüm uluslararası veya uluslarüstü gelişmelerde belirleyici olan dünya sermayesinin egemenliğidir. &lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"&gt;&lt;span style="font-size: 8pt; font-family: Arial;"&gt;&lt;o:p&gt; &lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"&gt;&lt;span style="font-size: 11pt; font-family: Arial;"&gt;3. Şu veya bu ülkenin kendi sermayesi veya işbirlikçi sermayesinin egemenliğinin veya başka bir deyişle ulusal diktatörlüklerin yerini dünya sermayesinin diktatörlükleri almıştır. Dolayısıyla su veya bu ülkedeki gelişmelerde söz sahibi olan merkezi bir mekanizma vardır, ulusötesi sermayenin egemenliği ve yönlendiriciliği vardır.&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"&gt;&lt;span style="font-size: 11pt; font-family: Arial;"&gt;&lt;o:p&gt; &lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"&gt;&lt;span style="font-size: 11pt; font-family: Arial;"&gt;4. Savaş politikanın başka araçlarla devemıdır, söylemi yerini 1980’li yıllardan itibaren, politika savaşın bir başka devamıdır biçimine dönüşmeye başlamıştır. Savaş eskiden gelip geçici iken, şimdi süreklileşmiştir, yaşama hükmetmeye başlamıştır. Böylesi bir yönelim derinleşmektedir.&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"&gt;&lt;span style="font-size: 11pt; font-family: Arial;" lang="DE-CH"&gt;&lt;o:p&gt; &lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"&gt;&lt;b style=""&gt;&lt;span style="font-size: 11pt; font-family: Arial;" lang="DE-CH"&gt;Yeni Dünya Koşullardan hareketle &lt;span style=""&gt; &lt;/span&gt;bölge ve Kürt Sorunu:&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"&gt;&lt;span style="font-size: 8pt; font-family: Arial;" lang="DE-CH"&gt;&lt;o:p&gt; &lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;ol style="margin-top: 0cm;" start="1" type="1"&gt;&lt;li class="MsoNormal" style="text-align: justify;"&gt;&lt;span style="font-size: 11pt; font-family: Arial;" lang="DE-CH"&gt;Sık sık dile getirildiği gibi Kürt Sorunu, uluslararası bir sorun      haline gelmiştir. Bundan hareketle:&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/li&gt;&lt;/ol&gt;  &lt;p class="MsoNormal" style="margin-left: 18pt; text-align: justify;"&gt;&lt;span style="font-size: 8pt; font-family: Arial;" lang="DE-CH"&gt;&lt;o:p&gt; &lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal" style="margin-left: 36pt; text-align: justify; text-indent: -18pt;"&gt;&lt;!--[if !supportLists]--&gt;&lt;span style="font-size: 11pt; font-family: Arial;" lang="DE-CH"&gt;&lt;span style=""&gt;a)&lt;span style="font-family: &amp;quot;Times New Roman&amp;quot;; font-style: normal; font-variant: normal; font-weight: normal; font-size: 7pt; line-height: normal; font-size-adjust: none; font-stretch: normal;"&gt;      &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;!--[endif]--&gt;&lt;span style="font-size: 11pt; font-family: Arial;" lang="DE-CH"&gt;Kürt Sorunu’na yönelik söz sahibi olan bir çok kesim vardır.&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal" style="margin-left: 36pt; text-align: justify; text-indent: -18pt;"&gt;&lt;!--[if !supportLists]--&gt;&lt;span style="font-size: 11pt; font-family: Arial;" lang="DE-CH"&gt;&lt;span style=""&gt;b)&lt;span style="font-family: &amp;quot;Times New Roman&amp;quot;; font-style: normal; font-variant: normal; font-weight: normal; font-size: 7pt; line-height: normal; font-size-adjust: none; font-stretch: normal;"&gt;      &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;!--[endif]--&gt;&lt;span style="font-size: 11pt; font-family: Arial;" lang="DE-CH"&gt;Sorunun nasıl yol alacağında belirleyici olan güç, artık ne Kürdistan topraklarını kendi aralarında paylaşan devletlerdir ne de bu devletlere karşı mücadele veren kürt örgütlenmeleridr. Belirleyici olan Waşington ve Londra merkezli ulusötesi sermayedarlardır. Çünkü Büyük Ortadoğu Projesi (BOP), asıl olarak dünya sermayesinin çıkarlarını öne almaktadır.&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal" style="margin-left: 18pt; text-align: justify;"&gt;&lt;span style="font-size: 11pt; font-family: Arial;" lang="DE-CH"&gt;&lt;o:p&gt; &lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;ol style="margin-top: 0cm;" start="2" type="1"&gt;&lt;li class="MsoNormal" style="text-align: justify;"&gt;&lt;span style="font-size: 11pt; font-family: Arial;" lang="DE-CH"&gt;Ortadoğu bağımsız bir bölge değildir ve bölgede olup bitenler,      sadece şu veya bu ülkeyi ele geçirme faaliyetleri ile izah edilemez. Söz      konusu olan bir çok hedefi birden güden yeni ve farklı bir plandır. Planın      merkezinde ise, bölgenin petrolünü doğrudan yönetme ve halkları biribirine      boğazlatma, halklar arasında onlarca yıl devam edecek olan bir düşmanlık      yaratma girişimidir.&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/li&gt;&lt;/ol&gt;  &lt;p class="MsoNormal" style="margin-left: 18pt; text-align: justify;"&gt;&lt;span style="font-size: 11pt; font-family: Arial;" lang="DE-CH"&gt;&lt;o:p&gt; &lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;ol style="margin-top: 0cm;" start="3" type="1"&gt;&lt;li class="MsoNormal" style="text-align: justify;"&gt;&lt;span style="font-size: 11pt; font-family: Arial;" lang="DE-CH"&gt;Ulusal devletler devri sona ererken, türklerin “Bağımsız Türkiye“      veya kürtlerin “Bağımsız Kürt Devleti“ kurmaktan söz etmelerinin tarihsel      ilerlemeyle baglantısı yoktur. &lt;/span&gt;&lt;span style="font-size: 11pt; font-family: Arial;"&gt;TC, gerçekten Türklerin devleti midir? Irak’taki gelişmeler,      ıraklıların çıkarlarına mı hizmet ediyor? Veya Güney Kürdistan Federe      Devleti gerçekten kürtler tarafından mı yönlendiriliyor? Federe Kürt      Devleti ne kadar ABD manevralarına ve onun hizmetkarlı&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size: 11pt; font-family: Arial;" lang="DE-CH"&gt;ğ&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size: 11pt; font-family: Arial;"&gt;ını yapan kürt burjuva cevresine hizmet ediyor,      ne kadar kürt halkının yaşam koşullarını düzeltiyor? Güney Kürdistan’da      bir taraftan 150-200 bin dollara daireler satılırken, halkın yarısının      içme suyu ve elektriği yoktur; mum ı&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size: 11pt; font-family: Arial;" lang="DE-CH"&gt;ş&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size: 11pt; font-family: Arial;"&gt;ığından dahi mahrumlar. Halkın bu durumuna karşın basına yansıyan      Barzanilerin &lt;span style="color: rgb(51, 51, 51);"&gt;sahip olduğu Mersin Serbest      Bölge'deki şirketler&lt;b style=""&gt; &lt;/b&gt;şunlardır:&lt;br /&gt;     * Golden Universal * Feder Dış Ticaret * Dolphin Dış Ticaret * Sunset      Adviser * Teknotaş &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size: 11pt; font-family: Arial;" lang="DE-CH"&gt;&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/li&gt;&lt;/ol&gt;  &lt;p class="MsoNormal" style="margin-left: 35.4pt; text-align: justify;"&gt;&lt;span style="font-size: 11pt; font-family: Arial; color: rgb(51, 51, 51);"&gt;Sönmezler Nakliyat * As Pazarlama&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal" style="margin-left: 35.4pt; text-align: justify;"&gt;&lt;span style="font-size: 11pt; font-family: Arial;"&gt;Irak'taki sigara sirketleri ise:&lt;strong&gt;&lt;span style="font-family: Arial; color: rgb(51, 51, 51);"&gt; &lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;span style="color: rgb(51, 51, 51);"&gt;* Kany Company * Fahir İbrahim Muhammet &lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-size: 11pt; font-family: Arial;" lang="DE-CH"&gt;&lt;o:p&gt; &lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal" style="margin-left: 18pt; text-align: justify;"&gt;&lt;span style="font-size: 11pt; font-family: Arial; color: rgb(51, 51, 51);"&gt;Yani Türkiye bağımsız bir devlet değildir ve “Bağımsız Türkiye“ şiarı manüplasyona yöneliktir; tırnak içinde “Bağımsız Kürdistan“ kurmak mümkündür; fakat kürtlerin kuracağı devlet veya devletçikler ne ulusal ne de bağımsız olacaktır.&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size: 11pt; font-family: Arial;" lang="DE-CH"&gt;&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"&gt;&lt;span style="font-size: 11pt; font-family: Arial;"&gt;&lt;o:p&gt; &lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;ol style="margin-top: 0cm;" start="4" type="1"&gt;&lt;li class="MsoNormal" style="text-align: justify;"&gt;&lt;span style="font-size: 11pt; font-family: Arial;"&gt;Federe      Kürt Devleti’nde geçiş aşamasında kürtleri çeşitli emekliliklerle veya      bağışlarla besleyen, susturan, rahatlatan yine ABD’dir, dünya      sermayesidir. Yarın onları daha kötü koşullarla yüzyüze bırakacak olan      yine odur.&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size: 11pt; font-family: Arial;" lang="DE-CH"&gt;&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/li&gt;&lt;/ol&gt;  &lt;p class="MsoNormal" style="margin-left: 18pt; text-align: justify;"&gt;&lt;span style="font-size: 11pt; font-family: Arial;" lang="DE-CH"&gt;&lt;o:p&gt; &lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;ol style="margin-top: 0cm;" start="5" type="1"&gt;&lt;li class="MsoNormal" style="text-align: justify;"&gt;&lt;span style="font-size: 11pt; font-family: Arial;" lang="DE-CH"&gt;Kürt Sorunu’ndaki aktörlerin hiçbirisi Büyük Ortadoğu Projesi (BOP)      dışında hareket edememekte ve edemeyecektir. Kendi devlet memurunun      maaşını bile belirlemeyen, ABD’dan izin almadan bir dağı bile      bombalayamayan Türkiye’nın hiç bir önemli konuda kendi başına karar veremeyeceği      ve hareket edemeyeceği ortadadır. Halen “Bağımsız Türkiye“ şiarı atanların      dünyadan ne kadar bihaber oldukları ortadadır. Sadece Türkiye değil, buradaki      hiç bir aktörün kendi başına ikinci bir strateji belirleme ve başarı      sağlama şansları yoktur; BOP çerçevesinde hareket etmek mecburiyetindeler.&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/li&gt;&lt;/ol&gt;  &lt;p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"&gt;&lt;span style="font-size: 11pt; font-family: Arial;" lang="DE-CH"&gt;&lt;o:p&gt; &lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;ol style="margin-top: 0cm;" start="6" type="1"&gt;&lt;li class="MsoNormal" style="text-align: justify;"&gt;&lt;span style="font-size: 11pt; font-family: Arial;" lang="DE-CH"&gt;Türkiye’de “barış“ isteyenlerin ABD’nin planını boşa çıkarmadan      barış sağlamaları mümkün değildir. Örneğin Türkiye 50 savaş uçağı ile      kampları ve dağları bombalarken, PKK’ninde benzer bir şekilde yanıt      vermesi zaten önceden programlanmış olunuyor. Gerisi PKK’nin kendi      varlığına son vermesi olur ki bu beklenemez. Türkiye’nın saldırılarını      durduramayanların PKK saldırılarını durdurmaya yönelik girişimleri      başarısız olmaya mahkümdür. TC savaş uçakları, tank ve toplarla saldırdığı      müddetçe PKK’nin Diyarbakır türü eylemlerinin, hatta daha fazlasının      beklenmemesi hayalidir. Türk devleti 30 bin ölüden bahsediyor ve bunların      22 bin tanesinin PKK’li olduğunu belirtiyor. Bu demektir ki, devlet 22 bin      insan öldürmüştür. Ya bu ölüm makinası durdurulur ya da bu ölüm      makinasının karşısında PKK (veya başka bir kürt gücü) ölüm makinasına      dönüşecektir.&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/li&gt;&lt;/ol&gt;  &lt;p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"&gt;&lt;span style="font-size: 11pt; font-family: Arial;" lang="DE-CH"&gt;&lt;o:p&gt; &lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;ol style="margin-top: 0cm;" start="7" type="1"&gt;&lt;li class="MsoNormal" style="text-align: justify;"&gt;&lt;span style="font-size: 11pt; font-family: Arial;" lang="DE-CH"&gt;Waşington ve Londra merkezli güç, yönlendirici ve belirleyici      güçtür. PKK nasıl davranırsa davransın, ister silahlarını sustursun ister      Diyarbakır türü eylemlerini yaygınlaştırsın gidişatın yönünü      belirleyemeyecektir. Niyeti ne olursa olsun BOP stratejisinin dışına      çıkamayacaktır. Aynı şey TC için de geçerlidir.&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/li&gt;&lt;/ol&gt;  &lt;p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"&gt;&lt;span style="font-size: 11pt; font-family: Arial;" lang="DE-CH"&gt;&lt;o:p&gt; &lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;ol style="margin-top: 0cm;" start="8" type="1"&gt;&lt;li class="MsoNormal" style="text-align: justify;"&gt;&lt;span style="font-size: 11pt; font-family: Arial;" lang="DE-CH"&gt;Türkiye bir çok yönden gerdiriliyor. Kürt-türk, dinli-dinsiz, sınır      sorunları en önemli çekiştirme yerleridir. Kürt inkarı, linç kültürü ve      türban toplumu kutuplaştırmada bazı araçlardır. Gerdirmenin amacı ise, ne      bazılarının dediği gibi orduya ne de bazılarının tersine iddia ettiği gibi      hükümete kurulan tuzaktır. Tuzak hakların kardeşliğine ve ortak      yaşamınadır. Gerdirilen Türkiye boğazlaştırılmaya ve parçalandırılmaya      adaydır.&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/li&gt;&lt;/ol&gt;  &lt;p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"&gt;&lt;span style="font-size: 11pt; font-family: Arial;" lang="DE-CH"&gt;&lt;o:p&gt; &lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;ol style="margin-top: 0cm;" start="9" type="1"&gt;&lt;li class="MsoNormal" style="text-align: justify;"&gt;&lt;span style="font-size: 11pt; font-family: Arial;" lang="DE-CH"&gt;Dünya kapitalizmi bir kafestir. Dünya halkı o kafes içinde kaldığı      müddetçe, o kafese girmeyenlerin, o kafes içindeki halkın çıkarlarını      dışarıdan onlara dayatmaları mümkün değildir. Halkların yapması gerekeni      ile yapabildiği her zaman aynı değildir. Kafesin dışındakilerin, kafesin      içindeki dünya halkı için düzen değiştirmeleri mümkün değildir. Sistem      değişikliğini ancak halkın kendisi kafesin içinden mücadeleyi yükselttiği      ve onu parçalamayı düşündüğü ve kafes karşıtı bir dünya hareketine      dönüştürdüğü zaman mümkündür. Değişikliği kafesin içindekiler için kafesin      dışındakiler değil, ancak kafesin içindekiler gerçekleştirir.&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/li&gt;&lt;/ol&gt;  &lt;p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"&gt;&lt;span style="font-size: 11pt; font-family: Arial;" lang="DE-CH"&gt;&lt;o:p&gt; &lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;ol style="margin-top: 0cm;" start="10" type="1"&gt;&lt;li class="MsoNormal" style="text-align: justify;"&gt;&lt;span style="font-size: 11pt; font-family: Arial;" lang="DE-CH"&gt;Kafesin içindekiler kendi objektif çıkarlarını göremiyor ve      kafesten çıkmayı henüz hedeflemiyor diye, kafesin dışındakilerin kendi      düşüncelerini söylemeyeceği ve kafesin içindekilere kendi vaziyetlerini      tanımaları ve kendi çıkarlarını kavramaları için onlara yardımcı      olmayacağı, kendi düşüncesini yaymayacağı veya gizleyeceği anlamına      gelmez.&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/li&gt;&lt;/ol&gt;  &lt;p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"&gt;&lt;span style="font-size: 11pt; font-family: Arial;" lang="DE-CH"&gt;&lt;o:p&gt; &lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"&gt;&lt;b style=""&gt;&lt;span style="font-size: 11pt; font-family: Arial;" lang="DE-CH"&gt;Sonuç:&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"&gt;&lt;b style=""&gt;&lt;span style="font-size: 11pt; font-family: Arial;" lang="DE-CH"&gt;&lt;o:p&gt; &lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"&gt;&lt;b style=""&gt;&lt;span style="font-size: 11pt; font-family: Arial;" lang="DE-CH"&gt;Olması gereken, &lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;span style="font-size: 11pt; font-family: Arial;" lang="DE-CH"&gt;kafesin dışındakilerin dediği gibi&lt;b style=""&gt; &lt;/b&gt;ırk, din vs. çağdışı olguları değil, insanı başa almaları,&lt;b style=""&gt; &lt;/b&gt;dünya sermayesine karşı dünya halkının ortak çıkarları için ortak mücadelesini ortak bir evrensel strateji dahilinde yükseltmeleri, ve maddi-manevi zenginlikleri (ki Susan George’nin söylemiyle “bugün 1900 yilindaki toplam dünya üretimini iki haftadan daha az zamanda üretiyoruz. Dünya ekonomisi, mevcut gelisme temposuyla, yirmibes yildan daha az bir zamanda ikiye katlanacaktir“) herkesin kavuşabileceği bir serbestlik ortamında birlikte yaşamayı sağlamalarıdır. Öncelikle bunu sağlayacak Dünya Hareketi’ni ortaya çıkarmaktır.&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"&gt;&lt;b style=""&gt;&lt;span style="font-size: 11pt; font-family: Arial;" lang="DE-CH"&gt;&lt;o:p&gt; &lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"&gt;&lt;b style=""&gt;&lt;span style="font-size: 11pt; font-family: Arial;" lang="DE-CH"&gt;Olacak olan ise, &lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;span style="font-size: 11pt; font-family: Arial;" lang="DE-CH"&gt;ne yazık ki, kafesin içindekilerin kendi objektif çıkarlarını henüz bilince çıkaramayacak durumda oluşları, dolayısıyla kafese sahip olanların kafesin içindekileri ırkçı ve dini temellerde parçalamasıdır; bir araya gelmesi gerekenlerin biribirine düşmanlaştırılmasıdır.&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"&gt;&lt;span style="font-size: 11pt; font-family: Arial;" lang="DE-CH"&gt;Birincisine kafa yor(a)mayanların veya buna gücü yetemeyenlerin ikincisini engelleyebilmeleri mümkün değildir.&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"&gt;&lt;span style="font-size: 11pt; font-family: Arial;" lang="DE-CH"&gt;Barış, elbette barış; fakat hangi barış, nasıl bir barış? Birilerinin birisini altına alıp üstüne oturduğu ortamda savaş yok diye, barış var denir mi veya böylesi bir barış ortamı savunulabilinir mi? Sakın savaşı savunduğum anlaşılmasın. Demek istediğim başkasının ne barışı ne de savaşı halklar için hayırlı olmaz.&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"&gt;&lt;span style="font-size: 11pt; font-family: Arial;" lang="DE-CH"&gt;İnsan gönlü öyle istiyor diye, Türkiyenin barışa doğru gittiğini, Kürtlerin verilecek bazı haklar ve iyileştirmelerle rahatlatılacağını ve kürtler ile türklerin kardeşçe yaşamaya devam edeceklerini hesaplayan bir iyimserlik sahibi olabiliyor; fakat yine insan kürtlerin parçalanmış halini, komşu halklarla nasıl bir düşmanlık içine düşürüldüklerini mantığına sorduğunda ise, kendisini kapkara bir karamsarlık içinde bulabiliyor. Ben son düşünceye dahilim.&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"&gt;&lt;span style="font-size: 11pt; font-family: Arial;" lang="DE-CH"&gt;&lt;o:p&gt; &lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"&gt;&lt;i style=""&gt;&lt;span style="font-size: 11pt; font-family: Arial;" lang="DE-CH"&gt;©&lt;/span&gt;&lt;/i&gt;&lt;i style=""&gt;&lt;span style="font-size: 11pt; font-family: Arial;" lang="DE-CH"&gt; Kürt-Türk-İsviçreliler Kültür Derneği (KUTŰSCH) panel konuşması, 17.02.2008&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/i&gt;&lt;/p&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3034857476087769036-9019378496105866156?l=kutuesch.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3034857476087769036/posts/default/9019378496105866156'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3034857476087769036/posts/default/9019378496105866156'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://kutuesch.blogspot.com/2008/02/mevcut-koullarda-krt-sorunu-ve-ilerici.html' title='Mevcut Koşullarda Kürt Sorunu ve İlerici Yaklaşım / Sadık KOLUSARI'/><author><name>* 1.5.2011: 1 Mayis hakkinda (T.Töre, S.Kolusari) / 8.5.2011: Erkekler ve çocuklar annelere kahvalti veriyor / 22.5.2011: Kutüsch kendisini tartisiyor</name><uri>http://www.blogger.com/profile/18284438470507481283</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3034857476087769036.post-1310583858322975447</id><published>2008-01-02T07:22:00.001-08:00</published><updated>2008-01-02T07:45:26.605-08:00</updated><title type='text'>Ein grosser Kämpfer für Menschenrechte ist tod</title><content type='html'>&lt;a href="http://bp2.blogger.com/_0994PgsT3i0/R3uu1hQHeII/AAAAAAAAABM/YtwwZXARSX0/s1600-h/daniele%2Bjenni.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5150902833310562434" style="FLOAT: left; MARGIN: 0px 10px 10px 0px; CURSOR: hand" alt="" src="http://bp2.blogger.com/_0994PgsT3i0/R3uu1hQHeII/AAAAAAAAABM/YtwwZXARSX0/s320/daniele%2Bjenni.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt; "Solange es Idioten gibt wie euch, gibt es Spinner wie uns."&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;p&gt; &lt;/p&gt;&lt;p&gt; &lt;/p&gt;&lt;p&gt; &lt;/p&gt;&lt;p&gt; &lt;/p&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Die, die sterben, die werden weiterleben,in unsren Kämpfen, unsren Herzen sowieso.Und, die die leben, die werden weiterkämpfen,bis zum Sieg vielleicht irgendwann, irgendwo...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Daniele Jenni,&lt;br /&gt;1949 - 21.12.2007&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3034857476087769036-1310583858322975447?l=kutuesch.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3034857476087769036/posts/default/1310583858322975447'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3034857476087769036/posts/default/1310583858322975447'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://kutuesch.blogspot.com/2008/01/ein-grosser-kmpfer-fr-menschenrechte.html' title='Ein grosser Kämpfer für Menschenrechte ist tod'/><author><name>* 1.5.2011: 1 Mayis hakkinda (T.Töre, S.Kolusari) / 8.5.2011: Erkekler ve çocuklar annelere kahvalti veriyor / 22.5.2011: Kutüsch kendisini tartisiyor</name><uri>http://www.blogger.com/profile/18284438470507481283</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://bp2.blogger.com/_0994PgsT3i0/R3uu1hQHeII/AAAAAAAAABM/YtwwZXARSX0/s72-c/daniele%2Bjenni.jpg' height='72' width='72'/></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3034857476087769036.post-7124619658680205780</id><published>2007-11-11T10:39:00.000-08:00</published><updated>2007-11-11T10:57:59.353-08:00</updated><title type='text'>Erkekler Sorunlarini Anlatiyor</title><content type='html'>&lt;a href="http://bp0.blogger.com/_0994PgsT3i0/RzdQsKnHbQI/AAAAAAAAABE/pbomEdB9hk4/s1600-h/tecav%C3%BCz.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5131659020104854786" style="FLOAT: left; MARGIN: 0px 10px 10px 0px; CURSOR: hand" alt="" src="http://bp0.blogger.com/_0994PgsT3i0/RzdQsKnHbQI/AAAAAAAAABE/pbomEdB9hk4/s320/tecav%C3%BCz.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;11 kasım 2007 tarihinde “Erkekler Sorunlarını Anlatıyor“ konulu toplantıda dile getirilen görüşlein özeti:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Hasan:&lt;br /&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;İnsanların yaşamlarında tanrının rolü büyük olmuştur ve halen tanrının egemenliğinde yaşıyorlar. İnsanlar doğa gücü ile karşılaştıklarında dişı tanrılar yerlerini erkeklerin kaba gücüne bırakmıştır. Bundan böyle tanrılar erkekleştirilmiştir. Yapılan yasalar da erkekler lehine kadınlar aleyhine olmuştur… Mülkiyet hırsı, kadınların mülkiyet olarak görülmesine kadar vardırılmıştır… Tanrıya tapınma sistem yasalarına engel olunca Avrupada dinde reforma gidilmiştir… Günümüzde kadın veya erkek haklarından ziyade insan hakları öne çıkmıştır…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Hamit:&lt;br /&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;Erkek sorunu sistemsel bir sorundur. Bu sorunu daha çok Kürdistandaki erkek sorunlarıyle bağlantılı olarak anlatmaya çalışacağım… Sınıflı toplumda erkek her yönden baskı altındadır. Aile onun için deşarz yeridir, nefeslenme yeridir. Bu anlamda erkeğin aileden kopmak istemesi genelde beklenemez… Hep kuşatma altında yaşayan kürtlerde dil bile ellerinden alınmıştır. Böylesi bir ortamda erkek olmak hiç de kolay değildir. Kürtlerdeki toplumsal yaşam aşiretçiliktir. Herşeyi elinden alınmış bir toplumda, erkeğin tek sahip olduğ şey kadınıdır. Onu malı, namusu ve egemenlik alanı olarak görür. Onun erkekliğı kadına sahip olmakla sınırlıdır. Namus ve iktidar bacak arasına sıkışıp kalmıştır…Egemenliğin kadından erkeğe geçişinde kadınlar büyük bir direniş göstermiştir. Özel mülkiyet sınıfları, aileyi ve devleti yaratmıştır. Kadın köle durumuna gelirken, erkek özgürleşememiştir. Erkeklerin özgürleşmesi, toplumsal zincirleşmeden yani özel mülkiyet, aile ve devletten kurtulmasını gerektiriyor. Özgürlük, zorunluluğun aşılmasıdır. Yer çekimine karşı uçak, suya karşı geminin bulunması zorunluluğun aşılmasına örneklerdir… Nasıl ki bir ulusu ezen başka bir ulus özgür olamazsa, bir cinsi ezen başka bir cinsde özgür değildir…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Remzi:&lt;br /&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;Bir taraftan feodal ilişkilerimiz diğer taraftan sevgi ve mantığa dayalı ilişkilerimiz vardır. Görücü usulü, istek dışılılık, evliliği kurtuluş olarak, neslin devamı olarak, cinsel arzularını giderme olarak görme gibi olgular feodal ilişkilerimize aittir. Aşk, sevgi, maddiyat ve cinsel arzularını giderme gibi olgular ise sevgi ve mantığa dayalı ilişkilerdir. Benim görebildiğim, en iyisi severek birlikte yaşamaktır… Kadın-erkek ilişkisi, coğrafik bölge, cinsellik, çocuk, akraba, çevre, teknoloji, ekonomi, din gibi fenomenlerin baskısı altındadır. Evlilik sözleşmesi de yani atılan imza da bu baskılardan biridir ve boşanma esnasında erkeklere büyük yükümlülükler yüklemektedir… Sorunlarımızı çözebilmek çok zor. Fakat eşitlik ve özgürlük, kendimizi diğerrinin yerine koyma, diğerinin de birey olduğunu kabullenme, biribirimizi dinleme ve anlamaya çalışma birlikte yaşamı kolaylaştırıcı etmenlerdir… Sınırsız özgürlük olmaz. Karşılıklı sorumluluğun olduğu yerde ne erkek ne de kadın sınırsız özgür olamaz…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Dinleyiciler&lt;/strong&gt;:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Konuşmacılar iyi detaylı hazırlanmakla birlikte, erkek sorunlarına değimekten ziyade kadın sorunları ve erkeğin tarihteki rolü öne çıkarıldı… Erkeklerin en büyük sorunu varmış olunan sapıklıktır. Porno dünya çapında en çok gelir getiren sektörlerden biri haline gelmiştir. Erkekler üstlendiği ve bugün sapıklık derecesine varan tarihsel erkek rolünden kurtulmadan özgür olamaz. Erkeğin rolü sistemseldir, daha bu günden herkes kendisinden başlayarak bu baskıcı, kadına, çocuğa ve doğaya tecavüzcü rolü terketmelidir… Sınırsız özgürlük sınırsız insandışılık anlamına gelmez. Sınırsız özgürlükte tehlike yoktur… Konuşmacılara ve dernek yönöetimine teşekkür ederken, bu gibi toplumsal konuların işlenmesine devam edilmelidir diyoruz.&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3034857476087769036-7124619658680205780?l=kutuesch.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3034857476087769036/posts/default/7124619658680205780'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3034857476087769036/posts/default/7124619658680205780'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://kutuesch.blogspot.com/2007/11/erkekler-sorunlarini-anlatiyor.html' title='Erkekler Sorunlarini Anlatiyor'/><author><name>* 1.5.2011: 1 Mayis hakkinda (T.Töre, S.Kolusari) / 8.5.2011: Erkekler ve çocuklar annelere kahvalti veriyor / 22.5.2011: Kutüsch kendisini tartisiyor</name><uri>http://www.blogger.com/profile/18284438470507481283</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://bp0.blogger.com/_0994PgsT3i0/RzdQsKnHbQI/AAAAAAAAABE/pbomEdB9hk4/s72-c/tecav%C3%BCz.jpg' height='72' width='72'/></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3034857476087769036.post-616738593506648817</id><published>2007-11-04T11:29:00.000-08:00</published><updated>2007-11-11T10:59:14.068-08:00</updated><title type='text'>Kadinlar Sorunlarini Anlatiyor</title><content type='html'>&lt;a href="http://bp3.blogger.com/_0994PgsT3i0/RzdQf6nHbPI/AAAAAAAAAA8/vL7fE3XvQ7A/s1600-h/siddet.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5131658809651457266" style="FLOAT: left; MARGIN: 0px 10px 10px 0px; CURSOR: hand" alt="" src="http://bp3.blogger.com/_0994PgsT3i0/RzdQf6nHbPI/AAAAAAAAAA8/vL7fE3XvQ7A/s320/siddet.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;4 kasım 2007 günü Kadınlar Sorunlarını Anlatıyor konulu görüş alış-verişi toplantısında kısa kesitler:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Türkan:&lt;br /&gt;Demokrasi ailede başlar, okulda gelişir ve iş yerinde devam eder… Kadın durmadan işlerken ne aile ne de toplum tarafından gerekli itibarı görmüyor… Aile sorunlarına gerekli uygun yaklaşimlar geliştirilemediğinden, küçük sorunlar büyütülüyor… Kadınlarımız açmamış çiçek gibidir. Çiçek su ister. Kadın bir gül, bir gülümseme ister; mutlu bir yaşam ister…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bilge:&lt;br /&gt;Kadın sorunu bir insanlık sorunu haline gelmiştir… İnsanların özgürlüğü kadınların özgürlüğünden geçecekir… Erkekler dünyayı yok etmek için yarışıyorlar. Bütün doğurganlığımızla buna karşı mücadele edelim… Kadın önce kendisi olmalı, kendisi için olmalı, daha sonra başkaları için… Bireysel özgürlük yakalanmadan, kadın erkek egemenliğini yıkamaz…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Diclehan:&lt;br /&gt;Kürt hareketi kadınları sokağa döktü; islamcılar kadınları sokağa döktü; devrimciler için onların silahlarını saklayan bacılar olduk. Fakat hiçbirisi aklımızı hesaba katmadı… Yönetmek erkeklari çirkinleştirdi. O çirkinliğe biz girmeyelim. Sevgimizi, mutluluğumuzu inkar etmeyelim. İsviçrede kadınlar erkekleri hayatlarından çıkardılar, fakat sorunu çözemediler… Bosnada etnik milliyetçilik temelinde boğazlaşmalar yaşanırken, kadınlar barış için uğraştılar, savaşa karşı çıktılar… Güncel bir konudur: Kürt ve türk kadınları olarak, ülkemizdeki olumsuz gelişmelere engel olamaz mıyız? Oyunu bozan bir yerden yaklaşamaz mıyız?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tülay:&lt;br /&gt;Sorunun temelinde insana yaklaşım anlayışı vardır. Eğer kadınlar insan olarak görülürse sorun çözülür. İster kadın ister erkek hepimizin insan olduğundan hareket edersek, eğer bize yapılmasını istemediğimizi başkasına kendimiz yapmazsak sorun kalmaz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Dinleyiciler:&lt;br /&gt;Sorunun temelinde devlet, aile ve mülkiyet ilişkileri vardır. Hepimiz bu iliskilerin esiriyiz. Ya geçim derdinden ya çocuk yüzünden bitmiş evliliklere boyun eğmek zorunda kalıyoruz. Berabetlik yeni temellerde yeniden düzenlenmelidir. Mecburiyete dayali beraberlik kabul edilemez. Devlete, mecburiyete dayali aileye ve özel mülkiyete topyekün karşı çıkmalıyız… Oldukça yararlı bu toplantıdan dolayı konuşmacılara teşekkür ediyoruz.&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3034857476087769036-616738593506648817?l=kutuesch.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3034857476087769036/posts/default/616738593506648817'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3034857476087769036/posts/default/616738593506648817'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://kutuesch.blogspot.com/2007/11/kadinlar-sorunlarini-anlatiyor.html' title='Kadinlar Sorunlarini Anlatiyor'/><author><name>* 1.5.2011: 1 Mayis hakkinda (T.Töre, S.Kolusari) / 8.5.2011: Erkekler ve çocuklar annelere kahvalti veriyor / 22.5.2011: Kutüsch kendisini tartisiyor</name><uri>http://www.blogger.com/profile/18284438470507481283</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://bp3.blogger.com/_0994PgsT3i0/RzdQf6nHbPI/AAAAAAAAAA8/vL7fE3XvQ7A/s72-c/siddet.jpg' height='72' width='72'/></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3034857476087769036.post-3055147921615856350</id><published>2007-11-02T14:19:00.000-07:00</published><updated>2007-11-02T14:36:16.323-07:00</updated><title type='text'></title><content type='html'>&lt;a href="http://bp2.blogger.com/_0994PgsT3i0/RyuYLbM0CuI/AAAAAAAAAAs/RCX_UuWO3oo/s1600-h/savasa+hayir.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5128359922738924258" style="FLOAT: right; MARGIN: 0px 0px 10px 10px; CURSOR: hand" alt="" src="http://bp2.blogger.com/_0994PgsT3i0/RyuYLbM0CuI/AAAAAAAAAAs/RCX_UuWO3oo/s320/savasa+hayir.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;a href="http://bp2.blogger.com/_0994PgsT3i0/RyuX6bM0CtI/AAAAAAAAAAk/XZmQVWGjVAg/s1600-h/savasa+hayir.jpg"&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;a href="http://bp1.blogger.com/_0994PgsT3i0/RyuXbLM0CsI/AAAAAAAAAAc/oFobFN5ZXsA/s1600-h/savasa+hayir.jpg"&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;a href="http://bp1.blogger.com/_0994PgsT3i0/RyuXSLM0CrI/AAAAAAAAAAU/eL5BWcNPlbU/s1600-h/No+War.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5128358939191413426" style="FLOAT: left; MARGIN: 0px 10px 10px 0px; CURSOR: hand" alt="" src="http://bp1.blogger.com/_0994PgsT3i0/RyuXSLM0CrI/AAAAAAAAAAU/eL5BWcNPlbU/s320/No+War.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;strong&gt;Wir wollen eine friedliche Lösung und das Zusammenleben&lt;br /&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;Der von der USA organisierte Krieg im Nahen Osten bereitet sich aus. Die Mietspieler sind viele: Israel, Türkei, Irak, İran, kurdische Autonomiebehörden im Nord-Irak und PKK sowie die weitere Nahen-Osten-Staaten.&lt;br /&gt;Die USA-Besatzung hat bewusst die Voraussetzungen für einen Krieg unter den Völkern geschafft und schafft es weiter. Die Kurden, Schiiten und Sunniten schlachten sich im Irak gegenseitig weiter. Jetzt werden die Völker in der Türkei für einen Krieg gegeneinander vorbereitet. Die Türkei wird ein Schlachthaus, falls dieser Krieg nicht verhindert wird.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Weder im Namen der Selbstverteidigung der Türkei noch im Namen der nationalen Rechte der Kurden darf kein Kurden-Türken-Krieg, der durch die USA organisiert wird, stattfinden. Die Türkei darf kein Schlachthof werden. Wir rufen die kurdischen und türkischen Bevölkerungen sich gegen den Krieg, für ein Zusammenleben auf dem Basis einer friedlichen Lösung mit der Gleichberechtigung zu einigen.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Kurdisch-Türkisch-Schweizerischer Kulturverein&lt;br /&gt;KUTÜSCH&lt;br /&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Barışçıl Çözüm Ve Bir Arada Yaşamak İstiyoruz&lt;br /&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;ABD tarafından organize edilen Ortadoğu Savaşı genişliyor. Oyuna katılanlar çok: İsrail, Türkiye, Irak, İran, kürt federe devleti yetkilileri, PKK ve Ortadoğu’nun diğer devletleri.&lt;br /&gt;ABD işgali, bilinçli olarak halklar arasında savaş koşulları yarattı ve yaratmaya devam ediyor. Kürtler, şiiler ve sünniler karşılıklı olarak Irak’ta birbirlerini boğazlamaya devam ediyorlar. Şimdi ise Türkiye’deki halkları birbirleriyle savaştırmak için kışkırtıyorlar. Eğer bu savaş önlenemezse Türkiye bir mezbahaya dönecektir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ne Türkiye’nin savunma adına ne de kürtlerin ulusal hakları adına, ABD tarafından hazırlanacak olan bir Kürt-Türk-Savaşına izin verilmemelidir. Türkiye mezbahaya çevrilemez. Kürt ve Türk halklarını, savaşa karşı, barışçıl çözüm temelinde eşit haklara dayalı birarada yaşamak için birleşmeye çağırıyoruz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Kürt-Türk-İsviçreliler Kültür Derneği&lt;br /&gt;KUTÜSCH&lt;/strong&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3034857476087769036-3055147921615856350?l=kutuesch.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3034857476087769036/posts/default/3055147921615856350'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3034857476087769036/posts/default/3055147921615856350'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://kutuesch.blogspot.com/2007/11/wir-wollen-eine-friedliche-lsung-und.html' title=''/><author><name>* 1.5.2011: 1 Mayis hakkinda (T.Töre, S.Kolusari) / 8.5.2011: Erkekler ve çocuklar annelere kahvalti veriyor / 22.5.2011: Kutüsch kendisini tartisiyor</name><uri>http://www.blogger.com/profile/18284438470507481283</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://bp2.blogger.com/_0994PgsT3i0/RyuYLbM0CuI/AAAAAAAAAAs/RCX_UuWO3oo/s72-c/savasa+hayir.jpg' height='72' width='72'/></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3034857476087769036.post-2524503121615873465</id><published>2007-11-02T13:26:00.000-07:00</published><updated>2007-11-02T14:07:29.505-07:00</updated><title type='text'>Gegen Krieg und Rassismus</title><content type='html'>&lt;a href="http://bp2.blogger.com/_0994PgsT3i0/RyuRfbM0CqI/AAAAAAAAAAM/xoCdT2iS7KY/s1600-h/Panzer.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5128352569754913442" style="FLOAT: left; MARGIN: 0px 10px 10px 0px; CURSOR: hand" alt="" src="http://bp2.blogger.com/_0994PgsT3i0/RyuRfbM0CqI/AAAAAAAAAAM/xoCdT2iS7KY/s320/Panzer.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;WEDER KRIEG VON STAATEN NOCH KRIEG VON KONZERNEN&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Es gibt keinen sauberen Kapitalismus.&lt;br /&gt;Die Türkei hat bereits die Besetzung des Teils Kurdistans im Irak vorbereitet… Die Schweiz kriegt mit…&lt;br /&gt;Worte für Frieden, Taten zum Krieg&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Raus auf die Strasse… Kommt zu den Protestaktionen…&lt;br /&gt;Antikapitalismus globalisieren – Stoppt die Kapitalismus-Kriegspolitik…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Laut UNICEF-Bericht sind die Folgen der stetigen Bombardierungen durch die britische und US-amerikanische Luftwaffe mitbeteiligt am Tod von 500 000 Kindern seit dem Golfkrieg 1991. Mehr als 1,5 Millionen Menschen sind als Folge der Sanktionen gestorben, die Müttersterblichkeit hat sich verdoppelt und 70% der Irakerinnen leiden unter Anämie.&lt;br /&gt;Die Folgen der Kriege im Kosovo, in Afghanistan, in Kurdistan oder im Irak sind nicht nur die Ermordung unbeteiligter Zivilbevölkerung und die Verwüstung ganzer Weltregionen. Kriege zerstören auch die Köpfe derjenigen, die sie führen. Drei der vier Soldaten, die im letzten Sommer ihre Ehefrauen ermordeten, waren Mitglieder einer US-Sondereinheit und kamen soeben von ihrem Einsatz im Krieg gegen Afghanistan zurück. Psychiatern und Psychiaterinnen berichten, dass 175 000 Kriegsveteranen unter dem so genannten Golfskriegssyndrom leiden.&lt;br /&gt;Die Kosten des Krieges gegen Irak werden von amerikanischer Seite auf 200 000 Milliarden US-Dollar voranschlagt. Präsident Bush’s erhöhtes Militärbudget 2003 erlaubt, täglich rund 1 Milliarde Dollar in die Waffenindustrie und Kriegsführung zu investieren. Solch unvorstellbare Summen würden bequem reichen, allen Menschen weltweit ein menschenwürdiges Dasein mit genügend Nahrung und Trinkwasser, Gesundheitsversorgung und Bildung zu ermöglichen. Das ist kein Zufall: 1,1 Milliarden Menschen haben keinen Zugang zu sauberem Trinkwasser, 2,4 Milliarden kennen keine sanitären Anlagen. Nach Berechnungen der UNO werden im Jahr 2025 zwei Drittel der Weltbevölkerung unter Wasserknappheit leiden.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Es gibt keinen sauberen Kapitalismus: Die Schweiz kriegt mit&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Der Bundesrat der Schweiz will die militärische Zusammenarbeit mit Israel nicht sistieren. Aktuell laufen vier Beschaffungsprojekte der Armee mit israelischer Beteiligung.&lt;br /&gt;Die Zürcher Luwag AG, spezialisiert auf Luftschutztechnik, baute den Bunker unter dem Hauptsitz von Saddam-Husseins Baath-Partei.&lt;br /&gt;Die Schweiz will sowohl die Rüstungszusammenarbeit mit Israel, wie auch mit den USA und Grossbritannien (beide Staaten führen seit dem ersten Golfkrieg 1991 regelmässig rechtswidrige Bombardierungen im Irak durch) nicht aufkünden.&lt;br /&gt;Seit Jahr und Tag exportiert die Schweiz allerdings Waffen auch in die USA, in ein Land also, das permanent in fremde Länder interveniert oder – wie derzeit gemeinsam mit Grossbritannien- fast täglich in den so genannten Flugverbotszonen den Irak bombardiert. Allein an die USA verkaufen Schweizer Unternehmen im Jahr 2001 Kriegsmaterial im Wert von 21 Millionen Franken, an Grossbritannien Ware im Wert von 14,7 Millionen Franken. Diese Exporte nehmen zu: In den ersten neun Monaten 2002 waren es fast 24 Millionen Franken, welche die Schweiz mit Waffenverkäufen an die USA einnahm.&lt;br /&gt;Wir akzeptieren weder Krieg von Staaten noch Krieg von Konzernen. Widerstand wird zur Pflicht. Raus auf die Strasse, um den Antikapitalismus zu globalisieren.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kurdisch-, Türkisch- und Schweizerischer Kulturverein KUTÜSCH&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3034857476087769036-2524503121615873465?l=kutuesch.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3034857476087769036/posts/default/2524503121615873465'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3034857476087769036/posts/default/2524503121615873465'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://kutuesch.blogspot.com/2007/11/deneme-hehe.html' title='Gegen Krieg und Rassismus'/><author><name>* 1.5.2011: 1 Mayis hakkinda (T.Töre, S.Kolusari) / 8.5.2011: Erkekler ve çocuklar annelere kahvalti veriyor / 22.5.2011: Kutüsch kendisini tartisiyor</name><uri>http://www.blogger.com/profile/18284438470507481283</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://bp2.blogger.com/_0994PgsT3i0/RyuRfbM0CqI/AAAAAAAAAAM/xoCdT2iS7KY/s72-c/Panzer.jpg' height='72' width='72'/></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3034857476087769036.post-957109814820199394</id><published>2007-11-02T12:11:00.001-07:00</published><updated>2007-11-02T15:21:54.637-07:00</updated><title type='text'>NE DEVLETLERİN NE DE BÜYÜK ŞİRKETLERİNSAVAŞINI İSTEMİYORUZ SAVAŞA HAYIR</title><content type='html'>&lt;strong&gt;Temiz Kapitalizm Yoktur.&lt;br /&gt;Türkiye Güney Kürdistan’ın İşgal Hazırlıklarını Çoktan Yaptı… &lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;İsviçre Savaşın İçinde…&lt;br /&gt;Sözler Barış, Hazırlıklar Savaş İçin Yapılıyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sokaklara Çık… Protestolara Katıl…&lt;br /&gt;Antikapitalizmi globalleştir – Kapitalizmin Savaş Politikasını Durdur…&lt;br /&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;UNICEF’in raporuna göre, ingiliz ve amerikan savaş uçaklarının sürekli bombardımanları sonucu 1991 Körfez Savaşı’ndan bu yana, 500 000 çocuk öldürüldü. Uygulanan ambargonun etkileriyle 1,5 milyon insan yaşamını yitirdi, annelerin ölüm oranı iki kat arttı ve Iraklıların yüzde 70’i anemi (kansızlık) hastalığına kapılmış durumdadır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kosova, Afganistan, Kürdistan veye Irak’taki savaşları sadece savaşa katılmayan sivillerin öldürülmesi ve bölgelerin çöle çevrilmesine yol açmadı. Savaşlar, onu yapanların ona katılanların beyinlerinde de büyük tahribatlar yaratıyor. Geçen yaz eşlerini öldüren her dört erkekten üçü ABD’nin Afganistan’a düzenlemiş olduğu saldırıya katılan askerlerden oluşuyor. Psikologlar, 175 000 eski askerin Körfez Savaşı Sendromu denilen hastalıklarla boğuştuklarını bildiriyor.&lt;br /&gt;Irak’a karşı savaşın maliyeti Amerikalılara göre 200 000 milyar dollar olarak tahmin ediliyor. Başkan Bush’un büyütülen askeri bütçesi, savaş sanayi ve savaşlara günlük olarak 1 milyar dollar harcanmasına izin veriyor. Düşünülmesi bile zor olan böylesi bir para miktarı ile, tüm insanlar için rahat, onurlu ve yeterli yeme içmeye sahip bir yaşam, gerekli sağlık hizmetleri ve eğitimleri sağlanabilir. Bu koşullarda, 1,1 milyar insanın temiz su olanaklarına ve 2,4 milyar insanın ise sağlık hizmetlerine sahip olmamasının sebepleri anlaşılır bir durumdur. BM hesaplamalarına göre, 2025 yılında dünya nüfusunun üçte ikisi su yetersizliği sorunuyla karşı karşıya gelecektir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Temiz Kapitalizm Yoktur: İsviçre Savaşın İçinde&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İsviçre Meclisi, İsrail ile askeri ilişkilerini dondurmak istemiyor. İsrail, şu an sürdürülen dört askeri projede yer alıyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hava Savunma Tekniği’nde uzmanlaşmış “Die Zürcher Luwag AG“, Saddam Hüseyin’in Baas Partisi ana kararagahının altında sığınak inşa etti.&lt;br /&gt;İsviçre, hem İsrail hem de (her ikisi de 1991 birinci Körfez savaşından bu yana düzenli ve hukuksuz olarak Irak’ı bombalamalarına devam eden) ABD ve Büyük Britanya ile silahlanma işbirliğinden vazgeçmek istemiyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Uzun yıllardan beri İsviçre, diğer ülkelere müdahale eden veya -şu an İngiltere’yle yaptığı gibi- uçuşlara yasak adı verilen bölgede neredeyse her gün Irak’ı sürekli bombalayan ABD’ye de her türlü silah ihraç ediyor. İsviçre firmaları 2001 yılında sadece ABD’ye 21 milyon, İngiltere’ye 14,7 milyon Franklık silah malzemesi sattı. Bu satışlar arttıyor: 2002 yılının ilk dokuz ayında, İsviçre’nin ABD’ye silah satışı yaklaşık 24 milyon Franka ulaştı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ne devletlerin ne de şirketlerin savaşını istemiyoruz. Direnmek başa düştü. Antikapitalizmi globalleştirmek için sokaklara çıkalım, insanlığa sahip çıkıp sesimizi yükseltelim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Kürt – Türk – İsviçreliler Kültür Derneği KUTÜSCH&lt;/strong&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3034857476087769036-957109814820199394?l=kutuesch.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3034857476087769036/posts/default/957109814820199394'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3034857476087769036/posts/default/957109814820199394'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://kutuesch.blogspot.com/2007/11/posting.html' title='NE DEVLETLERİN NE DE BÜYÜK ŞİRKETLERİNSAVAŞINI İSTEMİYORUZ SAVAŞA HAYIR'/><author><name>* 1.5.2011: 1 Mayis hakkinda (T.Töre, S.Kolusari) / 8.5.2011: Erkekler ve çocuklar annelere kahvalti veriyor / 22.5.2011: Kutüsch kendisini tartisiyor</name><uri>http://www.blogger.com/profile/18284438470507481283</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author></entry></feed>
